Dilovası’nın Mimar Sinan Mahallesi Mimar Sinan Caddesi’nde yer alan parfüm dolum tesisinde 8 Kasım 2025 tarihinde yangın çıkmıştı. Dilovası’ndaki parfüm fabrikası yangının sonucunda Hanım Gülek (65), Esma Dikan (65), Şengül Yılmaz (55), Tuncay Yıldız (48), Tuğba Taşdemir (18), Nisa Taşdemir (17) ile Cansu Esatoğlu (16) yaşamını yitirmişti. Davanın ikinci duruşması öncesinde yaşamını yitirenlerin ailesi yazılı bir açıklama yaptı.
BİR KİŞİ TAHLİYE EDİLMİŞTİ
Mart ayında başlayan yargılama süreci mart ayında başlamıştı. Mahkeme heyeti, 27 Mart’ta verdiği ara kararda tutuklu sanıklardan Onay Yörüklü’nün tahliyesine, Ö.A.’nın hakkındaki adli kontrol kararının kaldırılmasına karar vermişti. İsmail Oransal, Altay Ali Oransal, Aleyna Oransal, Gökberk Güngör, Ali Osman Altay, Ünal Aslan ve Güven Demirbaş’ın da tutukluluk hali devam etmişti.
İKİNCİ DURUŞMA BUGÜN BAŞLIYOR
Dilovası’ndaki fabrika yangınına ilişkin davanın ikinci duruşması bugün görülecek. Kandıra Cezaevi Kampüsü’ndeki duruşma salonunda görülecek olan davaya yaşamını yitirenlerin ailesinin yanı sıra avukatlar ve siyasi parti temsilcilerinin katılması bekleniyor. Dava öncesinde açıklama yapan aile yakınları, adalet yerini bulana kadar susmayacaklarını ifade etti.
“YEDİ KİŞİYİ İŞ CİNAYETİNE KURBAN VERDİK”
Ailelerin yaptığı yazılı açıklamada şu ifadeler yer aldı: “8 Kasım 2025 tarihinde Dilovası’nda ruhsatsız, denetimsiz ve hiçbir işçi güvenliği önlemi alınmadan çalıştırılan Ravive Kozmetik firmasında meydana gelen patlamada üçü çocuk altısı kadın olmak üzere toplam yedi kişiyi iş cinayetine kurban verdik. Bugün bu katliama ilişkin firma sahiplerinin, İSG uzmanı ve fabrikanın mal sahiplerinin yargılandığı ikinci duruşması görülecek.
YAPTIKLARI İHRACATLARLA ÖVÜNDÜLER
İlk duruşmada asli sorumlular ne kadar itibarlı ve basiretli iş insanları olduklarıyla, yaptıkları ihracatlarla övünmüş katliamın sorumluluğunu üstlendiklerini gösteren ya da katliamdan dolayı üzüldüklerini gösteren bir tutum almamışlardır. Aksine tüm sorumluluğu cezaevinde ölen Kurtuluş Oransal’a ve katliamda ölen Tuncay Yıldız’a yükleme gafletinde bulunmuşlardır. Katliamı görmezden gelen savunmaların ardından dinlenen müşteki ve tanıklar gerçekleri gün yüzüne çıkarmış üç kuruşa güvencesiz çocuk ve kadın emeği üzerinden edindikleri itibarlarını yerle bir etmişlerdir.
SORUMLULAR HALA YARGI ÖNÜNE ÇIKARTILMAMIŞTIR
Bizler Dilovası İşçi Katliamı Aileleri olarak sorumluları koruyan değil adalet sağlayan bir yargı istiyoruz. Soruşturma süreci bugüne kadar eksik ve taraflı yürütülmüş özellikle kamu görevlileri ile ilgili yürütülen soruşturmada aylar geçmesine rağmen bir adım yol alınmamıştır. Sorumlular hala yargı önüne çıkartılmamıştır. Sadece özel şirket sahiplerinin ve iş güvenliği uzmanlarının tutuklanması bizler için yeterli değildir.
FİRMALAR BU CAN PAZARININ DOĞRUDAN SORUMLUSUDUR
Biz biliyoruz ki sorumlular daha fazla gizli ortaklar ve büyük markalar; Ravive ve Lykke kozmetik ile iş yapan bu sömürü düzeninden kar sağlayan Ali Osman Akat ile Lider Kozmetik ve Rebul Kozmetik gibi firmalar bu can pazarının doğrudan sorumlusudur. Ali Osman Akat, Ravive Kozmetik’in sahipleri olan yeğenleri ile birlikte bu şirketi yönetmiştir. Sadece firma sahipleri ve İSG uzmanları değil Ali Osman Akat, Lider Kozmetik ve Rebul Kozmetik gibi firmanın iş ortağı olan tüm yapılar bu katliamdan yargılanmalıdır. Bu hali ile katledilen canlarımızın emekleriyle yaratılan zenginliği paylaşanlar henüz soruşturmaya dahil edilmemiştir. Özellikle şirketlerin ortağı Ali Osman Akat yeğenlerini kaçırırken yakalanmasıydı belki şu an yurt dışında olacaktı. Olası kasıt ile öldürmekten yargılanmasını istiyoruz.
KAMU GÖREVLİLERİNİ KİM KORUYOR?
Kamu Görevlileri; kaçak binaya yıkım emri verip uygulamayanlar, şikayetlere rağmen denetim yapmayan Çalışma Bakanlığı müfettişleri ve Belediye yetkilileri neden hala görevlerinin başındalar? Gerekçeleriyle birlikte isim isim savcılığa sorumlular listesi vermemize rağmen neden hala ifadeye bile çağrılmadılar? Kamu görevlilerini kim koruyor? Yangının çıktığı fabrikaya iki bina yakın İŞKUR’da çalışanlar neden hala görevde? Dilovası Belediyesi’ndeki sorumlular hakkında, bakanlıklardaki sorumlular hakkında neden hala soruşturma izni verilmedi? Patronlara ceza verelim arkası kesilir, unuturlar diyorsanız biz unutmayacağız. 20 sene sürse de tüm sorumlular mahkeme önüne gelene kadar bu davanın peşini bırakmayacağız.
DELİLLERİN YOK EDİLMESİNİ UNUTMAYACAĞIZ
Delil Karartma Şüphesi; yıkım emri verip kaçak binada üretim yapılmasına göz yumanlarla, katliamın ardından binan yıkılmasını sağlayanlar aynı kişiler ve delillerin yok edilmesine yönelik bu hamlelerini hiç unutmayacağız. Tüm sorumlular yargı önüne çıkana kadar mücadele etmeye devam edeceğiz.
DAVA, TOPLUMUN GÖZÜNDEN KAÇIRILMAK İSTENİYOR
Duruşma kamuoyundan kaçırılıyor. Hepimiz buradayız. Duruşma güvenlik bahanesi ile adliyeden alınarak buraya getirildi. Bu davanın toplumun gözünden kaçırılmak istendiğinin kanıtıdır. 18 yaşından küçük çocuklarını, annelerini ve kardeşlerini kaybeden aileler olarak soruyoruz; kimi kimden koruyorsunuz? Aramızda hasta babalar, çalışmak zorunda kalan ve işinden izin alamayan kişiler var. Çocuğuna tek başına bakmak zorunda kalan baba var. Şehir merkezinde duruşmaya kolayca ulaşabilecek bu kişiler için bu hapishaneye gelmek ayrı bir eziyet. Neden bu talebimizi reddediyor mahkeme, neden bizi saatlerce uzakta dağ başındaki hapishaneye getiriyor? Hapishane bizim geleceğimiz yer değil, canlarımızı hayattan koparan patronlar ve kamu görevlilerinin cezalarını çekmeleri gereken yerdir.
BİRLİKTE KAZANDINIZ, İHMALLERE GÖZ YUMDUNUZ
Talebimiz nettir. Tehlikeli kimyasallarla çalışan ruhsatsız ve kayıt dışı çocuk işçi çalıştıran bu ölüm tesisinin varlığına göz yuman her bir yetkili yargılanmalıdır. Bu yıkım kararını uygulamayan belediye başkanlarından zabıtalara ve denetim görevini yapmayan bakanlık yetkililerinden şirket ortaklarına kadar herkes yargı önüne çıkartılmalıdır. Birlikte kazandınız, ihmallere göz yumdunuz bu nedenle birlikte sorumlu olacaksınız.
ADALET ARAYIŞIMIZDAN VAZGEÇMEYECEĞİZ
Biz sevdiklerini kaybeden aileler olarak vardiya amirinden belediye başkanına marka sahiplerinden müfettişlere kadar her bir sorumlunun hesap vermesin istiyoruz. Davamızı cezaevi kampüslerine de götürseniz dünyanın öbür ucuna da götürseniz adalet arayışımızdan vazgeçmeyeceğiz.”
