Memur-Sen’e bağlı Bem-Bir Sen’de önemli bir gelişme yaşandı. Kocaelili Bem-Bir Sen Genel Başkan Yardımcısı Faruk Zihni, görevinden istifa ettiğini açıkladı. Zihni yaptığı açıklamada; “Tehdide ve baskıya rağmen dik duranlarla makama değil davaya sadakat gösterenlerle yol yürüdük” ifadesini kullandı.
“BASKILARA BOYUN EĞMEYEN ARKADAŞLAR TANIDIM”
Faruk Zihni’nin açıklamasında şu ifadeler yer aldı: “Sendikamızın kuruluşundan bu yana geçen 23 yıllık süreçte; işyeri baş temsilciliğinden şube yönetimine, şube başkanlığından Genel Başkan Yardımcılığı (Genel Sekreterlik) görevine kadar her kademede büyük bir aidiyet, samimiyet ve adanmışlıkla mücadele ettim.
Üstlendiğim hiçbir görevi bir makam olarak görmedim. Her birini; emanet, sorumluluk ve dava bilinciyle taşımaya gayret ettim. Attığım her adımda, teşkilatımızın tek bir ferdinin dahi hukukunun zedelenmemesi için azami hassasiyet göstermeye çalıştım. Bu uzun mücadele yolculuğunda; baskılara boyun eğmeyen, hakkın ve hakikatin yanında duran çok kıymetli dava ve mücadele arkadaşları tanıdım.
Birlikte; tehdide rağmen dik duran, baskıya rağmen susmayan, makama değil davaya sadakat gösteren, hakkaniyet ve adalet mücadelesinden taviz vermeyen nice yiğit insanla yol yürüdük. Rahmetli Mehmet Akif İnan’ın “erdemliler hareketi” anlayışıyla kurulan bu kutlu yapının; kişilere göre değil, ilkelere göre yönetilmesi gerektiğine her zaman inandım.
GİZLİ AJANDALARIN DEVREYE GİRDİ
Ancak üzülerek ifade etmek isterim ki; özellikle son kırk aylık süreçte usulün, istişarenin, şeffaflığın ve adalet anlayışının giderek zayıfladığı bir yönetim anlayışıyla mücadele etmek zorunda kaldım. Farklı düşünenlerin dışlandığı, eleştirinin tehdit olarak algılandığı, verilen sözlerin tutulmadığı, gizli ajandaların devreye girdiği, liyakat yerine yakınlığın öne çıktığı, şube yönetimlerine farklı muamelelerin yapıldığı, şube başkanlarının yalnızlaştırıldığı, ödeneklerinin kesildiği ya da gönderilmediği, hatta Başkanlar Kurulu toplantılarına dahi alınmadığı bir süreç yaşanmıştır.
KORKU VE BASKI İKLİMİ YAYGINLAŞTI
Kurumsal dışlamanın sıradanlaştığı, adalet duygusunun örselendiği ve teşkilat vicdanının susturulduğu böyle bir ortamda görev yapmanın her geçen gün daha da zorlaştığını üzülerek müşahede ettim. Bugün ne yazık ki; istişare kültürünün zayıfladığı, farklı fikirlerin tehdit olarak görüldüğü, korku ve baskı ikliminin yaygınlaştığı, despot bir yönetim anlayışının teşkilat ruhuna zarar verdiği yönündeki rahatsızlıklar artık yalnızca birkaç kişinin değil, teşkilatın birçok kademesinde açıkça konuşulmaktadır.
TEŞKİLATLAR BASKIYLA DEĞİL, ADALETLE BÜYÜR
Nitekim geçmişte Genel Başkan Yardımcılığı görevinde bulunan çok kıymetli isimlerin — başta Ercan Olgun olmak üzere — görevlerinden ayrılması ya da ayrılmak zorunda kalmaları da yaşanan yapısal kırılmanın en açık göstergelerinden biridir.
Çünkü insanlar makamı değil; adaleti, hakkaniyeti, şeffaflığı, kardeşliği ve teşkilat ahlakını kaybettiklerinde yorulurlar. Hiçbir teşkilat; baskıyla, ötekileştirerek, sessizleştirerek ve iradeleri yok sayarak ayakta kalamaz. Teşkilatlar; korkuyla değil güvenle, baskıyla değil adaletle, talimatla değil istişareyle büyür.
KARAR, DERİN BİR VİCDAN MUHASEBESİNİN SONUCUDUR
Ve artık; 23 yıllık mücadele geçmişimin, inandığım değerlerin ve kişisel onurumun gereği olarak, Bem-Bir-Sen Genel Başkan Yardımcılığı (Genel Sekreterlik) görevimi 20.05.2026 tarihi itibarıyla sonlandırmış bulunuyorum. Bu karar bir kırgınlığın değil; derin bir vicdan muhasebesinin sonucudur. Çünkü inanıyorum ki; hakkın yanında durmanın da, susmamanın da, gerektiğinde bedel ödemenin de bir vakti vardır.
“Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır.” Bu sözü hayat düsturu edinmiş biri olarak; gördüğü haksızlığı makamı, konforu ya da kişisel hesabı adına görmezden gelen bir anlayışın içinde yer alamazdım.
Bugün gelinen noktada en büyük üzüntüm; yıllarca emek verilerek büyütülen teşkilatımızda kardeşlik hukukunun yara alması, teşkilat iradesinin yeterince kıymet görmemesi ve büyük emeklerle oluşan sendikal hafızanın zedelenmesidir.
KARDEŞLİĞİN HÂKİM OLDUĞU YENİ BİR ANLAYIŞA İHTİYAÇ VARDIR
Oysa bizler bu yapıyı; adalet, emanet, ahlak, fedakârlık ve dava şuuru üzerine inşa ettik. Bem-Bir-Sen’in yeniden güçlenebilmesi için; şubelerin dışlanmadığı, fikirlerin cezalandırılmadığı, mali ve idari süreçlerin şeffaf yürütüldüğü, istişarenin esas alındığı, emek verenin kıymet gördüğü, korkunun değil kardeşliğin hâkim olduğu yeni bir anlayışa ihtiyaç vardır. Çünkü teşkilatlar; sadakat kadar adaletle, disiplin kadar istişareyle, güç kadar vicdanla ayakta kalır.
HERKESİN VİCDANIYLA YENİDEN YÜZLEŞMESİ GEREKTİĞİNE İNANIYORUM
Bugün konuşulmayan birçok rahatsızlığın yarın daha büyük kırılmalara dönüşmemesi için herkesin vicdanıyla yeniden yüzleşmesi gerektiğine inanıyorum. Benim hiçbir makam beklentim olmadı. Bugünden sonra da olmayacaktır. Ancak nerede olursam olayım; adaletin, hakkaniyetin, emeğin ve teşkilat vicdanının yanında durmaya devam edeceğim.
DAVAYI ÖNCELEYENLERİN DÖNEMİ YENİDEN BAŞLAYACAKTIR
İnanıyorum ki; sessiz kalanların değil, bedel ödeyenlerin, korkanların değil, sorumluluk alanların, makamı değil davayı önceleyenlerin dönemi yeniden başlayacaktır. Bu camianın özünde hâlâ büyük bir vicdan, güçlü bir birikim ve ciddi bir değişim iradesi bulunmaktadır.
Ve unutulmamalıdır ki; gerçek birlik baskıyla değil, adaletle sağlanır. Bu süreçte hakkın yanında duran, dualarıyla destek olan ve vefa gösteren tüm dava arkadaşlarıma gönülden teşekkür ediyor; üzerimde hakkı bulunan herkesten helallik istiyorum. Benim de hakkım sonuna kadar helaldir. Rabbim niyetimizi halis, akıbetimizi hayırlı eylesin. Cumanız mübarek olsun.”
