17 Ağustos Marmara Depremi’nin 27’nci yıl dönümünde İYİ Parti İzmit İlçe Başkanı Haluk Tamyüksel’den Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ne dikkat çeken bir çıkış geldi. Büyükşehir’in deprem konusunda açıkladığı tarama ve hazırlık çalışmalarının önemli olduğunu belirten Tamyüksel, “Binaları taramak başka, o binaları güvenli hale getirmek başka. 27 yıl sonra İzmit’in ihtiyacı yeni bir deprem hikâyesi dinlemek değil, dönüşümün kendisini görmektir” dedi. Tamyüksel, “İzmit Güvenli ve Adil Dönüşüm Modeli”ni de kamuoyunun tartışmasına açtı.
“İZMİT ARTIK DÖNÜŞÜMÜ BAŞARAN YÖNETİM İSTİYOR”
17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin üzerinden tam 27 yıl geçti. İYİ Parti İzmit İlçe Başkanı Haluk Tamyüksel, depremin yıl dönümünde yaptığı açıklamada hem hayatını kaybeden vatandaşları andı hem de İzmit’in kentsel dönüşüm konusunda geldiği noktaya dikkat çekti.
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin yapı taramaları, zemin araştırmaları ve afet hazırlığı konusunda yaptığı çalışmaları önemsediğini belirten Tamyüksel, asıl meselenin elde edilen verilerin somut dönüşüme çevrilmesi olduğunu söyledi.
Tamyüksel şöyle konuştu: “Bilim elbette önemlidir. Yapı taraması da önemlidir, zemin çalışması da önemlidir. Ama 27 yıl sonra artık şu soruyu sormak zorundayız:
Tespit ettiğimiz riskli yapıları ne zaman güvenli hale getireceğiz? Binaları taramak başka, o binaları dönüştürmek başka. Depremin hangi binaları tehdit ettiğini bilmek yetmez. O binalarda yaşayan insanları güvenli konutlara kavuşturmak gerekir. İzmit artık depremi anlatan değil, dönüşümü başaran bir yönetim anlayışı istiyor.”
RİSK BELLİ, İCRAT BELLİ; ARTIK MESELE İCRAAT
Tamyüksel, Büyükşehir Belediyesi’nin kendi açıkladığı kentsel dönüşüm verilerine de dikkat çekerek, ilgili program kapsamındaki 5 bin 732 bağımsız bölümün yüzde 82’sinin riskli olarak değerlendirildiğini hatırlattı.
“Bu rakam bizim iddiamız değil. Büyükşehir’in kendi rakamı. O halde önümüzde çok basit bir gerçek var: Risk belli. Binalar belli. İnsanlar belli. Artık mesele icraat. 17 Ağustos’un 27’nci yılında hâlâ yalnızca ne kadar tarama yaptığımızı konuşmak bize yetmemeli.
Kaç riskli bina gerçekten dönüştürüldü? Kaç aile güvenli evine kavuştu? Önümüzdeki bir yılda kaç bina dönüşecek? İzmitli artık bunları bilmek istiyor.”
“BİZ KİMSENİN YAPTIĞI DOĞRU İŞE KARŞI ÇIKMAYIZ”
Kentsel dönüşüm konusunda belediye ile vatandaş arasında yaşanan tartışmalara da değinen Tamyüksel, İYİ Parti’nin dönüşümün karşısında olmadığını özellikle vurguladı:
“Biz kimsenin yaptığı doğru işe karşı çıkmayız. Ama yanlışın da eksik olanın da üzerini örtmeyiz. İzmit zaten dönüşmek zorunda. Mesele dönüşüm olup olmayacağı değil, nasıl dönüşeceğimizdir. Vatandaşın canını korurken mülkiyetini de koruyacağız. Evinin kaç metrekare olacağını bilecek. Ne kadar borçlanacağını bilecek. Ne zaman teslim alacağını bilecek. Kısacası insanımız neye imza attığını bilecek.”
“ADİL DÖNÜŞÜM MODELİ” KAMUOYUNDA TARTIŞILMALI
Tamyüksel, bu anlayışla hazırlanan “İzmit Güvenli ve Adil Dönüşüm Modeli”ni kamuoyunun tartışmasına açtıklarını duyurdu. Modelin can güvenliği, mülkiyet hakkı, şeffaflık, ortak akıl, mahalle kültürünün korunması ile hız ve öngörülebilirlik ilkelerine dayanacağını belirten Tamyüksel, hak sahiplerinin proje, maliyet, borçlanma, metrekare ve teslim sürecini açık biçimde görebileceği Hak Sahibi Destek ve Müzakere Merkezleri kurulmasını da önerdi.
Tamyüksel açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “27 yıl önce bu şehir bedelini çok ağır ödedi. Bugün kaybettiğimiz bütün canlarımızı rahmetle anıyoruz. Ama onların hatırasına karşı sorumluluğumuz yalnızca anma törenleri düzenlemek değildir.
Aynı acının bir daha yaşanmaması için gerekeni yapmaktır. O nedenle artık İzmit’te kimin kimi suçladığını değil, kimin ne çözüm önerdiğini konuşalım. Biz bugün Büyükşehir’e de İzmit Belediyesi’ne de aynı şeyi söylüyoruz:
Doğru yaptığınız her işte yanınızdayız. Eksik bıraktığınız her işte karşınızda olacağız. Bizim meselemiz belediyelerle kavga etmek değil, İzmit’i güvenli hale getirmektir.
27 yıl geçti. Deprem beklemiyor. İzmit de artık hikâye değil, sonuç bekliyor. Biz kendi önerimizi İzmit’in önüne koyuyoruz. Şimdi gelin, çözümü konuşalım.”
