Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, Kadın, Çocuk ve Aile Başkanı Suzan Küçüksaraç tarafından Eskişehir’de düzenlenen “Atatürk’ün Kızları Buluşuyor” programında konuştu. Türkiye’de kadınların karşı karşıya kaldığı sorunlara değinen Özdağ, özellikle bağımlılık, kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri ve ekonomik sıkıntılar üzerinden değerlendirmelerde bulunurken, partisinin bu alanlardaki çözüm önerilerini de kamuoyuyla paylaştı.
“4 MİLYON UYUŞTURUCU, 2 MİLYON SANAL KUMAR BAĞIMLISI” İDDİASI
Ümit Özdağ’ın açıklamaları şöyle: “Çok değerli Atatürk’ün kızları, çok değerli Eskişehirliler, tabii Bursalılar, İstanbullular, Ankara’dan gelen misafirler, hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. ‘Atatürk’ün Kızları Buluşuyor’ toplantılarının dördüncüsünü Eskişehir’de gerçekleştiriyoruz ve katılımlarınızdan ötürü hepinize ayrı ayrı teşekkürlerimi ifade ederek sözlerime başlamak istiyorum.
“KADINLARIN SORUNLARINI EN İYİ KADINLAR BİLİYOR”
Bir erkek olarak sizlere, sizlerin sorunlarını uzun uzun anlatacak değilim. Kadınların sorunlarını siz kadınlar, biz erkeklerden çok çok daha iyi biliyorsunuz. Çünkü onları yaşayan, bu sorunlarla mücadele eden, bu sorunların ızdırabını çeken sizlersiniz. Ben bugün çok da uzun olmayacak konuşmamda hem bir akademisyen hem de bir siyasetçi olarak kısa konuşmanın ne kadar zor olduğunu size anlatamam. Ama yine de bunu başaracağımı düşünüyorum. Sadece sorunların başlığını verip sonra Zafer Partisi’nin çözümlerini sizlerle paylaşmak istiyorum.
Çok değerli Atatürk’ün kızları, Türkiye’nin kadınıyla erkeğiyle ama özellikle anneler için, ablalar için, babalar ve abilerden daha çok, yine kız kardeşler için en önemli sorunlarından bir tanesi ne yazık ki 4 milyon uyuşturucu, 2 milyon da sanal kumar bağımlısı ve çoğu erkek olan yurttaşa sahip olmamızdan kaynaklanıyor. Birçok toplantı yaptık. Bağımlıların anne ve babalarını davet ettik. Anneler sayıca çok olarak geldi, babalar ise çok nadir geldi. Çünkü o çocukların yükünü de anneler taşımaya devam ediyor. Bir anne çıktı, konuşmasını yaparken yaşadıklarını anlatırken, babasının dedi vefatından sonra evdeki bütün eşyaları sattı. Evde hiçbir şey kalmadı, sattıklarıyla uyuşturucu aldı. Sonra dedi, beni evi satmaya zorladı. Evi satmayınca dedi, boş evi ateşe verdi. Çok şükür, dedi, şimdi hapishanede. Tabii bu arada annesini dövmüş, yaralamış. Bir ara verdik. Arada yanıma geldi. ‘Sizden bir şey isteyebilir miyim?’ dedi. ‘Buyurun.’ dedim. Dedi ki, hapiste, dişleri düştü. ‘Acaba oğluma diş yaptırabilir misiniz?’ Kendisini döven, evini yakan, eşyalarını mahveden ve sonunda hapse giden oğlu için bile dertlenmeye devam eden anne. Bu sayıyı ve örnekleri çok arttırabilirim. Öte yandan Adana’da hepimiz, bir film şeridi gibi gözlerimizin önünden nasıl geçtiğini televizyonlarda gördük. Kumar bağımlısı oğlunu emekli bir polis baba çekerek vurdu ve öldürdü. Doğru mu? Evet.
BAĞIMLILIK İÇİN ZORUNLU TEDAVİ ÖNERİSİ
Değerli arkadaşlar, bu sorunu, yani bağımlılık sorununu çözecek tek parti, Tertemiz Türkiye Projesi’yle Zafer Partisi’dir. Tedaviyi zorunlu hâle getireceğiz. Bağımlı olan bütün yurttaşları tam anlamıyla arınana kadar zorunlu bir tedavi protokolü süreci içerisine alacağız ve siz anneler, kız kardeşler, çocuklarınızın uyuşturucu çetelerinin tehdidi altında olduğunuzu düşünmeyeceksiniz. Çünkü sokaklarda çeteler değil, sokaklarda Türk devleti hâkim olacak.
KADIN CİNAYETLERİ VE ŞİDDET İÇİN YASAL DÜZENLEME MESAJI
Ve yine kadının en önemli sorunlarının, kadına yönelik en önemli tehditlerin başında hiç şüphesiz kadın cinayetleri, kadın yaralamaları geliyor. Bu adeta katliam boyutunu almış, çoğu eş ve erkek çocuk kaynaklı şiddeti durdurmanın yolu sadece cezaları artırmak değil. Eğitim sürecini yeniden yapılandırmamız ve ortaokuldan başlayarak aile içi ve topluma saygı, kadına saygı düşüncesini sistemli bir şekilde yeni nesillere aktarmamız gerekiyor. Ama öte yandan yasalarda da değişiklik yapmayı hedefliyoruz. Karısını öldürüyor, kravat taktığı için iyi hâl indirimi alıyor. Nasıl bir anlayış, anlamakta zorlanıyoruz. Bunu yasadan çıkartacağız. Bir kadını öldüren iyi hâl indirimi almayacak. Keza kadına yönelik şiddette uzaklaştırma verildiği veya elektronik kelepçe takıldığı zaman, yasayı ihlal eden para cezası alıyor ve bu para cezası çok yüksek değil. Para cezasını toplum için çalışmaya ve daha sonra hapis cezasına dönüştüreceğiz. Cinayetlerin önemli bir nedeni boşanma davalarının uzun sürmesi. Yıllarca sürüyor ve tarafları olağanüstü yıpratıyor ve şiddetin zeminlerinden birisini oluşturuyor. Davaların altı aylık bir süre içinde bitmesi için gereken hukuki düzenlemeleri gerçekleştireceğiz.
GÖÇ VE SIĞINMACILAR GÜNDEMDE
Yine kadının karşı karşıya olduğu en önemli sorunlardan bir tanesi, bir tek Zafer Partisi’nin kurulduğu günden bu yana çok güçlü bir şekilde anlattığı, ifade ettiği ve çözümünü de ortaya koyduğu, Türkiye’ye yönelik artık demografik bir işgal boyutu kazanmış, Türkiye’yi her geçen gün biraz daha Orta Doğululaştıran büyük göç dalgası. Eskişehir’de daha iki sene önce bir tramvay durağında bir Afgan, karısını ve yanındaki kız çocuğunu dövüp karısını öldürme girişiminde bulunmamış mıydı arkadaşlar? Ve olaya müdahale eden bir Eskişehirli genç de bu müdahalenin sonucunda hapis cezasıyla karşı karşıya kalmamış mıydı? Bu sadece küçük bir örnek.
Ama sokakların daha güvensiz hâle geldiği, metrobüslerde kadınların korkuyla yolculuk yaptığı, metrodan çıkan genç öğrenci kızların yurtlarına kadar yürüyecekleri 300 metrelik mesafeyi korku içerisinde kat ettikleri bir Türkiye’de yaşıyoruz. Bir kadının tek başına İstanbul’da akşam saatlerinde yürümekten belirli semtlerde çekindiği bir ülkede yaşıyoruz. Neden bu ülkenin istiklali için İnebolu’dan Ankara’ya, bugünün şartlarında 330 kilometrelik yolu cephane taşıyarak geçiren ve istiklalin kazanılmasını sağlayan Türk kadınının torunları ve torunlarının çocukları bugün kendi ülkelerinde bu ülkenin sınırlarından kaçak geçen insanlar tarafından korkutulsun veya tehdit edilsin? Bunu kabul etmiyoruz ve etmeyeceğiz. Onun için bu demografik işgali, bu kültürel Orta Doğululaşmayı sona erdirecek ve vatandaşlık verilen, yasa dışı vatandaşlık verilenler dahil olmak üzere bütün sığınmacı ve kaçakları vatanlarına, devletler hukukuna uygun bir şekilde yollayacağız.
Tabii ki Türk kadınının sorunu sadece şiddetten kaynaklanmıyor. Sadece uyuşturucu ve kumar bağımlısı çevresinden de kaynaklanmıyor. Ama bakın, bir danışmanım var arkadaşlar. Bir gün beni ziyarete geldi, iki yıl önce, Sivaslı genç bir hanımefendi. Dedi ki, ‘Ben de Zafer Partisi saflarında yer almak istiyorum.’ Seviniriz dedik. Çalışmalara katılma sözü verdi ve sonra ortadan kayboldu. ‘Allah Allah, ne oldu acaba?’ dedim. Fakat bizim de çok yoğun bir seçim sürecimiz vardı ve çok üzerinde durmadım. Sonra bir gün televizyonda gördüm. Eşi kumar ve alkol bağımlısıymış ve eşinden boşanmak istemiş. Eşi de, ‘Benden boşanırsan iki çocuğumuz var, ikisini de öldürürüm.’ demiş ve öldürmüş. Birisi 12, birisi 13 yaşında. Düşünebiliyor musunuz arkadaşlar? Nasıl insanın kanı donuyor, değil mi? Evet. Onun için kadına şiddet sadece televizyon dizilerinde gördüğümüz şey veya gazete haberlerinde gazeteyi çevirirken gördüğümüz şey değil, bazı kadınlar için hayatlarının temel ekseni oluyor. Onun için büyük bir önceliğe sahip olmak zorunda.
“KADINA ŞİDDET SADECE FİZİKSEL ŞİDDET DEĞİL”
Ve tabii şiddet aynı zamanda tüp gazın üzerinde yemek pişirmeye çalışırken o tüp gaza bin 200 liraya yakın ÖTV vergisi ödemek. Ya tüp gazın neden özel tüketim vergisi olsun? Bu parfüm mü? Bu Mercedes araba mı? Bu uçak mı? Bu pırlanta mı? Bu temel ihtiyaç. Bu, yemek için ihtiyaç duyduğumuz şey. Biz Zafer Partisi olarak diyoruz ki, bu kadına şiddettir. Bu anneye şiddettir. Pazar yerlerinde torbayı dolduramadan dolaşıp sonra evine gelip o tencereyi pişirmeye çalışmak, bir yemek pişirmeye çalışmak bu kadına yönelik bir şiddettir.
İstanbul’da Gaziosmanpaşa’da ana caddede bir hanımefendi geldi. Bazı sorular sordu bana. Sonra dedi ki, ‘ Daha fazla konuşmak isterdim ama çocuğum okuldan gelecek, engelli. Onun için pazara gitmek zorundayım.’ Ben de dedim ki, ‘Pazara ben de gidiyorum, hadi birlikte gidelim.’ Birlikte gittik arkadaşlar. İlk tezgâha gittik. Yolda sordum. Bu, altı ay önce falan oluyor. Dedim ki, ‘Pazar alışverişi için ne kadar para ayırdın?’ ‘250 TL.’ dedi. Ve bir kilo pırasa aldı. Biraz havuç aldı, turp alacaktı. 40 liralık bir turp verdi. Dedi ki, ‘Ben daha küçüğünü istiyorum, sadece 10 liram var.’ İşte bu kadına yönelik şiddettir.
“TÜRKİYE’NİN FABRİKALARA VE LABORATUVARLARA İHTİYACI VAR”
Onun için bu ülkenin artık itibardan tasarruf etmesinin zamanı gelmiştir. Bu ülkenin artık rezidanslara, saraylara, yeni başkanlık uçaklarına, yalılara ihtiyacı yok. Bu ülkenin fabrikalara, organize sanayi bölgelerine ihtiyacı var. Bu ülkenin laboratuvarlara ihtiyacı var. Bu ülkenin okumak isteyen öğrencilerine 4 bin lira değil, asgari ücret verebilecek, o seviyede burs verebilecek bir şekilde yönetilmeye ihtiyacı var. Bu ülkenin sekiz kişilik, dokuz kişilik yurt odalarında kalan ve bunu yaparken de ‘Almanya bizi kıskanıyor.’ diyen bir hükümete değil, öğrenciler için tek kişilik yurt odalarını temin eden bir partiye, bir yönetime ihtiyacı var.
Değerli arkadaşlar, ben 1980-1985 seneleri arasında Almanya’da, Münih’te bir yurtta üniversite öğrenciliğimi gerçekleştirdim. Tek kişilik odada kaldım. Yurt çok eski olduğu için, İkinci Dünya Savaşı’ndan önce yapılmış. Altı öğrenci banyo, mutfak ve tuvaleti ortak kullanıyorduk ve her türlü altyapısı vardı yurdun. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra yapılan yurtlarda ise tek kişilik odanın içerisinde mutfak ve banyo da vardı. Bunu yapmak hiç zor değil. Bunu yapmak, önceliklerimizi nasıl tespit edeceğimize bağlı. Saraylar mı yapacağız, yurtlar mı yapacağız sorusuna, ‘Öğrenciler için yurt yapacağız.’ derseniz, bir sorun kalmaz.
ÖZDAĞ’DAN “KORKMADAN YAŞAYAN KADIN” VURGUSU
Biliyorsunuz, Amerika Birleşik Devletleri’nde ırkçılığa karşı mücadele eden Martin Luther King diye bir insan hakları savunucusu vardır. Washington’da bir konuşmasında, Amerika’daki ırk ayrımcılığını ve siyahlara karşı yapılan diskriminasyonları eleştirirken, ‘Bir rüyam var.’ diyor. Ve ondan sonra siyahlar için eşitliği istediği rüyasını anlatıyor. Bizim de Zafer Partililer olarak bir rüyamız var. Gece saat 12’de İstiklal Caddesi’nde tek başına yürüyen bir kadın, karşıdan gelen 10 kişilik bir erkek grubuyla karşılaştığı zaman hiç korkmayacak. Çünkü o grup sadece ‘İyi geceler hanımefendi.’ demeyi düşünecek ve bu ülkenin kadınları bu ülkede yabancılardan korkmadan, eşlerinden korkmadan, hiç kimseden korkmadan yaşayabilecekler. Bu mümkün. Bunu hep birlikte gerçekleştireceğiz.
“MÜCADELEDEN TÜRK MİLLETİ ZAFERLE ÇIKACAK”
Sizlerden hassasiyetle ricam, Türk milletinin zaferi için önümüzdeki seçimlere doğru hiç inancımızı kaybetmeden mücadele etmeye devam edelim. Atatürk’ün bize hediyesi olan millî, üniter ve laik Türkiye Cumhuriyeti’ni kararlılıkla savunalım. Emin olun, bu mücadeleden Türk milleti zaferle çıkacak. Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Var olun.”
