Kocaeli’de ve 30 ilde sokağa çıkma yasağı bugün sona erdi. Sokağa çıkma yasağından muaf olan İzmitli Diş Hekimi Sedat Tuna Yalıncan başından geçenleri bir paylaşımla anlattı. Yalıncan, 20 TL kazandığını, 110 TL’lik alışveriş yaptığını ancak 228 TL ödediğini ifade etti. İşte Yalıncan’ın şaşkınlık yaratan paylaşımı, “Değerli dostlarım, bilirsiniz ki mesleğim diş hekimliğidir. 3. Mayıs Pazar günü sokağa çıkma yasağının son günüydü. Akşam saatlerinde ardı ardına 2 telefon aldım. Telefonlar tanımadığım kişilerden geldi ve dayanılmaz diş ağrıları nedeniyle diş hekimi arayan kişiler tarafından edilmişti.
“300 TL ÜCRET İSTEME HAKKIM VARDI”
Hekimlere sokağa çıkma yasağı olmadığı için Kocaeli Devlet Hastanesi yakınlarında olan özel kliniğime 20 dakikalık bir yürüyüşle ulaştım. Kapıda bekleyen hastaları kliniğimi açarak içeri aldım ve sorunlarını dinledim. Hastalardan biri Suriye göçmeniydi ve taka tuka 3 kelime ve işaretlerle diş çektirmek istediğini anlattı. Gereken müdahaleyi yaptım ve dişi çektim. İşlemden sonra Suriyeli hasta acaba ne borcum var diye yüzüme baktı ve eliyle kaç mangır işareti yaptı. Türk Diş Hekimleri Birliği resmi tarifesine göre 300 TL ücret istemem çok doğal ve hukuka uygundu.
“HEKİMLİK DURUŞUMU BOZMAMALIYDIM”
Ancak ben ‘Paran var mı ?’ diye soru sordum ve karşımdaki Suriyeli gözleri parlayarak ‘yok yooh’ benzeri sözler söyleyerek ‘şükraaan’ dedi ve klinikten çıkıp gitti. Sanırım ilk anda benim mutlaka ücret tahsil etmek için onu zorlayıp hatta tehdit edebileceğim ihtimaline karşı biraz tedirgin bakmıştı. Böyle şeylere daha önce de rastladığım için üzerinde durmadım. Çünkü hekimlik yemini etmiş ve buna sadakatini sürdüren bir insandım. Hasta, gözümün içine baka baka bana yalan söylese, beni aptal yerine koysa da hekimlik duruşumu bozmamalıydım.
“20 TL’Yİ MASANIN ÜZERİNE KOYDU”
Öbür hasta da civardaki esnaflardan biri olduğunu söyleyerek hangi müdahaleyi kaç liraya yapacağımı sordu. Ben de ‘Hekimlikte yapılan müdahale başında para konuşulmaz, bu iyi değildir, sonuçta söylenir ama dert değil, buraya gelmişsin para muhabbeti yapacak değiliz’ dedim. Sonuçta o hastanın da diş çekimini gerçekleştirdim ve hasta gönlünden kopan 20 TL’yi masanın üstüne koydu ve ‘İdare et abii’ dedi. Ben de şayet maddi sıkıntı varsa onu da vermeyebilirsin dedim.. Kliniği kapattım ve eve doğru yürümeye başladım…
GÜLLAÇ İKİ KATINA
Baktığım 2 hastayı zihnimde analiz etmeye çalıştım ve kendimi bozulmuş ve kırık hissettim. Kuşkusuz sokağa çıkma yasağını dışlayarak sokağa çıkmaktaki amacım 3 kuruş para kazanmak değil yardım etmekti. Ancak baktığım hastaların içten olmadıklarını, dürüst olmadıklarını 30 küsur yıllık bir hekim olarak zaten anlamıştım… Buraya kadar yazdıklarım inanın hiç önemli değil… Bundan sonra yazacaklarım ise hiç hoş şeyler değil… Cumhuriyet meydanına geldiğimde açık bir tatlıcı dükkanı gördüm. Sokağa çıkma yasağı olmasına rağmen buna pek akıl erdiremedim. Yavaşça yaklaşıp satış olup olmadığını sordum. ’Var abi ne istersen verelim’ dediler. Ben de Ramazan tatlısıdır diye ‘Güllaç’ istedim. Yıldırım hızı ile hazırlanan güllaçın fiyatı normal zamandakinin 2 katıydı. Bunun farkındaydım ama hadi şimdi 5-10 lira için tartışmanın gereği yok dedim ve çıkıp gittim.
LAHMACUNLAR ÜÇ KATI FİYATA
İçimi kıran bu olayın ardından Alemdar Caddesi’nden yürüyüş yoluna indim ve hazır sokağa çıkmışken biraz ortalığı kolaçan edeyim dedim ve 2. şoku Cumhuriyet Caddesi’nde yaşadım. Yasaklara rağmen açık olan bir kebapçı gördüm ve önceden fiyat sormadan lahmacun siparişi verme gafletinde bulundum. Kutular içine konulan lahmacunlar, bu kez normal zamanların 3 katı bir fiyatla bana kakalanmışlardı. Bu dükkanların isimlerini vermeyi hiç gerekli bulmuyorum. Burada benim kazıklanmamdan daha önemli olan bu işyerlerinin hangi had, hangi devlet koruması ile açık olup fahiş fiyatla ürün sattıklarıdır. Asıl yanıtlanması gereken soru budur…
ESAS SKANDAL ŞİMDİ GELİYOR…
2 hasta bakıp sokakta da yeterince kaldığımı düşünerek artık eve ulaşmam gerektiğini düşündüm. Virüse karşı korunma kuralları gereği alkol ile ellerimi ve giysilerimin bazı bölümlerini dezenfekte etmem gerektiğini hatırladım. Şükür ki yakınlarda bir nöbetçi eczane vardı ve %96’lık tıbbi alkol eczanelerde rahatlıkla bulunuyordu. Nöbetçi eczaneye gittim ve 20 TL kazandığım bu günde 70 TL ödeyerek tıbbi alkol aldım ve eve gidince ellerimi, yüzümü önce yıkayıp sonra bol bol alkolle dezenfekte ettim.
ECZANEDEN ALKOL YERİNE SU!
İşte 3. Şoku kısa bir süre sonra yaşadım. Nöbetçi eczaneden aldığım sıvı alkol değildi ve muhtemelen su idi. Çünkü bir hekim olarak alkol kokusunu, limon kolonyacısının kolonyasını tanıdığı gibi tanırdım ve satın aldığım sıvı hiç koku vermiyordu. Tadına baktığımda ise su olduğuna kesin olarak karar verdim. Kavga dövüş çıkartıp ortalığı velveleye vermeden bu sorunu çözmeye karar verdim ve nöbetçi eczaneye telefon açarak durumu anlattım. Önce böyle bir şeyin mümkün olmayacağını söylemelerine rağmen ısrar etmem üzerine yanlışlığı kabul ettiler ve ‘gelin size hakiki alkolü verelim’ dediler. Bu sıkıntılı günde tekrar eczaneye gittim ve vaat edilen hakiki alkolü aldım. Bana uzatılan şişeyi aldıktan sonra kapağını açıp koklamayı ve dilimin ucuyla hafifçe tadına bakmaktan kendimi alamadım. Bu eczanenin de adını vermeyi gerekli görmüyorum. Umarım kanser hastalarına yanlışlıkla aspirin vermezler..
600 TL’LİK İŞ 20 TL KAZANÇ
Sonuçta kentin en keriz tiplerinden biri olduğuma kesin olarak karar verdim… Çünkü 600 TL’lik iş yapıp 20 TL kazanan ve 110-120 TL tutarında alış veriş yapıp 228 TL ödeyen bir kişinin fevkalade yüksek düzeyden bir salak olduğunun kabulünden başka seçenek yoktur.
