Gökhan Ercan aylar sonra mesaj attı. Telefon ekranında ismini görünce kısa süreli bir şaşkınlık yaşadım. Çünkü öyle sık yazan, arayıp soran, gazetecilerle sürekli temas halinde olan bir siyasetçi profili çizmiyor kendisi.
Mesajın içeriği oldukça tanıdıktı:
19 Mayıs için düzenleyecekleri “Bağımsızlık ve Gençlik Yürüyüşü”nün görsellerini göndermişti.
Yanına da kısa bir not iliştirmiş:
“Haberleştirirsen sevinirim.”
Tabii insan ister istemez geçmişe gidiyor.
Telefon kayıtlarına baktım…
Bir önceki mesaj tarihi:
13 Eylül 2025.
Demek ki yaklaşık sekiz ay sonra bir gazeteci olarak yeniden hatırlanmışım.
O dönem de yine benzer bir durum vardı. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ni eleştiren bir açıklama göndermiş, haber yapılmasını istemişti. Aradan geçen aylarda ne bir “merhaba”, ne bir “nasılsın”, ne de başka bir iletişim…
Ama hakkını teslim etmek lazım.
Gazetecileri yalnızca haber lazım olduğunda hatırlama konusunda siyasetin klasik refleksini başarıyla sürdürüyor.
Aslında bu sadece Gökhan Ercan’a özgü bir durum da değil. Siyasette birçok isim gazetecileri bir iletişim kanalı değil, adeta ücretsiz ilan servisi gibi görüyor. Haber varsa mesaj geliyor, haber yoksa derin bir sessizlik başlıyor.
Sonra bir gün…
Bir afiş hazırlanıyor.
Bir yürüyüş organize ediliyor.
Bir basın açıklaması planlanıyor.
Ve unutulan gazetecilerin telefonu yeniden çalıyor.
İşin ironik kısmı şu:
Gazeteciler, siyasetçilerin yalnızca açıklamalarını değil; sessizliklerini de not ediyor.
Yine de teşekkür edelim.
En azından aylar sonra da olsa bir “merhaba” diyebildi.
Demek ki telefon rehberinden tamamen silinmemişiz.
Bu arada istediği haberi de yayınladık. Linki aşağıda…
