Ana Sayfa Arama Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uğur Enç
Uğur Enç

Merhaba İrade!

Beni tanıyanlar çok iyi bilir, bir konuda iyi isem bunu dile getirmekten hiç çekinmem.
Kendi çamurunu kurutup kilden bilezik yapanların, ‘Altınlarım çok güzel’ diyerek ortalıkta gezindiği bir coğrafyada en azından kendi elindekinin ne olduğundan hakkınca bahsetmek gerekir.
Bu kentin neredeyse son 20 yılında haber yaptım.
2019’da yani yaklaşık 7 yıl önce Bağımsız Kocaeli kurulduğunda noter onaylı evraklarda patron gözüksem de elimden fotoğraf makinesini hiç bırakmadım.
Sırt çantamın içerisinde hala laptop ve tabletim var.
Tele objektifi ajansların foto muhabirleri harici taşıyan yoktur.
Belki geri kafalıyım ama telefon ile fotoğraf çekmek, telefon ile kısa bir haber metnini gazeteye geçmek bana doğru gelmiyor.
Benim için haber bilgisayarda yazılmalı, fotoğraf makineyle çekilmeli
Ben hala onlarca kilo sırt çantası ile bütün bu ekipmanları taşıyor, bir haber yapacaksam en iyisini yapmak için mücadele ediyorum.
*
Dedim ya bu sadece bugün olan bir şey değil.
2009’da da böleydi, 2014’te de, 2019’da da…
İtiraf edeyim son zamanlarda masanın başından kalkmak biraz ağır geliyor ruhuma.
Çünkü sahaya çıktığımda, haberlerde “meslektaşım” olarak adlandırılan ortalama 20 kişinin bir bölümünden utanıyorum.
Onlarla aynı mesleği yapıyor olarak görülmek bana utanç veriyor.
Çaycısının, çorbacısının gazeteciyim diye sokakta gezindiği bu kentte ne iş yaptığımı ben de bilmiyorum.
Elbette çok kıymetli gazeteci dostlarım var.
Bir bölümü benim gibi sessizliğe bürünmüş durumda sadece günü geçiriyor.
Bir bölümü belediyelerde çalışmaya başlamış , gazetecilikten vazgeçmiş durumda.
Haklılar.
*
Son 10 yılda bu kentte gazeteciliğin nasıl sona erdiğini hep birlikte izliyoruz.
Eskiden protokol masalarında ağırlanan gazeteciler bugün salonların en ücra köşelerinde güç bela kendilerine bir yer buluyor.
Her geçen gün daha kötü her geçen gün daha değersiz bir hal alırken içinde bulunduğumuz durum geçtiğimiz ay beni çok heyecanlandıran bir projenin içerisine dahil oldum.
Daha önce de yazmıştım, yıllara sari inişli çıkışlı bir dostluğumuz olan İlker Akşit’le kimi zaman uzun sayılabilecek bir süre dargın kalıyor ancak bir şekilde yolumuzu kesiştirmeyi başarıyoruz.
Yine yollarımız kesişti.
15 Temmuz hain darbe girişiminin 10. yılı dolayısıyla özel bir dergi çıkarmaya karar verdik.
Sevgili dostumuz, 3. tekerliğimiz Mevlüt Soysal da bize destek verebileceğini söyledi.
Kolları sıvadık ve işe başladık.
Sadece 21 günde İrade isimli dergimizi hazırladık.
Reklam görüşmelerini en sona bıraktık.
Bu süreçte sadece birkaç gün içerisinde bize geri dönüş yapan ve desteğini esirgemeyen bütün dostlarımıza, kurumlarımıza ve kıymetli yol arkadaşlarımıza teşekkür ederim.
Elbette bu işe girerken bir maddi kaygı güdüyorduk.
Fakat bu çok kısa sürdü.
Sadece bir hafta içerisinde bütün reklam görüşmelerimizi tamamladık.
Ardından derginin içeriklerini ağırlık verdik.
*
Yazıya girerken uzun uzun kendi gazeteciliğimden bahsetmem bu sebeple idi.
Hain darbe girişimi öncesinde de, sonrasında da aktif olarak bütün süreci takip eden nadir isimlerdendim.
Henüz Fethullahçı Terör Örgütü adlandırması yokken, Paralel Devlet Yapılanması iken kent için en önemli haberlere imza atmış, FETÖ’cü işadamlarının gözaltı süreçlerini, sorulan soruları, FETÖ ile bağlantılarını sayfa sayfa yazmıştım.
Hain darbe girişimi sonrasında da Manisa’dan İstanbul’a, İstanbul’dan Kandıra’ya hemen hemen bütün dava süreçlerini takip etmiş, avukat dostlarla dava dosyalarını incelemiştim.
O dönem gördüklerimi, tanık olduklarımı İrade’de yazdım.
Sadece masaüstünde bırakılıp unutulacak değil, günlerce okunacak ve gelecek nesillere bir miras olacak dergi ortaya çıkardık.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a suikast yapmak isteyen SAT komandolarının Kocaeli ile bir bağlantısı var mı sizce?
İrade’de okuyacaksınız…
FETÖ’cüler Türkiye’nin neredeyse bütün internet erişimini Gebze’de nasıl keseceklerdi?
İrade’de okuyacaksınız…
O akşam Cengiz Topel Havalimanı’nda neler yaşandı, Kandıra’dan yol çıkan askerlerin hedefi neresiydi, Eşme’de tankların ne işi vardı, belediye otobüsleri ile ne yaptılar…
Bütün detaylar İrade’de olacak.
Çok şükür dergiyi matbaaya gönderdik.
Basılıyor.
O kadar kaliteli bir iş ortaya çıktı ki anlatamam.
Tasarım Türkiye’nin sayılı önemli dergileri yarışır kalitede.
Kapak tasarımını uzun uğraşlar sonucunda hazırladım.
Grafiker arkadaşımız baskı kalitesine uygun hale getirdi.
350 gram kapaklı bir dergiyi Kocaeli daha önce görmemiş olabilir.
Birkaç detay daha vereyim.
Mat selefon üzerine lak baskı yapıyoruz.
Toplam 96 sayfa olarak basılıyoruz.
15 Temmuz akşamı Milli İrade Meydanı’nda dergimiz ücretsiz olarak dağıtılacak.
*
Henüz baskıya girmeden bir dedikodu furyası başladı.
Sanki yasadışı bir iş yapılıyormuş gibi özellikle gazeteciler bir anda köpürdü.
Farklı isimleri bizimle birlikteymiş gibi göstermeye çalıştılar.
Farklı isimler bizimle çalışan kurumları arayarak tepki gösterdi.
Bizi küçük görmeye çalıştılar.
Değersiz göstermeye çalıştılar.
Bunun arkasında mesleki kıskançlık vardı bana sorarsanız.
Bu sebeple hiçbirine kızmıyorum.
Çok güzel bir fikir geldi aklımıza ve bu fikri hayata geçirdik.
15 Temmuz hain darbe girişiminin ve millet destanının 10. yılı çok önemli bir konu.
Gelecek kuşaklara aktarılması gerekiyor.
Bu sebeple İrade’nin sloganı “Unutma, hatırla!”
Biz tarihsel bir görevi yerine getirdiğimizi düşünüyoruz.
Küçük de bir sır vereyim, bu dergi işine pek bir ısındık.
Önümüzdeki günlerde yeni projelerle birlikte Kocaeli’de sektör ve haber dergiciliği denildiğinde parmakla gösterilen isimler olacağımıza eminim.
İşini layığı ile yapan, dedikodularla beslenmek yerine emeğini ortaya koyan bütün gazetecilere de bir çağrı yapmış olayım.
Kim elimizin üzerine elini koyarsa, kim işin bir ucundan tutmak isterse kapımız sonuna kadar açık.
*
Neden ben yokum demek yerine ben nasıl olurum diye sorgulamak hepimizin görevi olmalı.
Birlikte güç doğar gibi klişe sözler söylemeyeceğim.
Ancak şu da bir gerçek ki gazeteciler olarak yıllar içerisinde amip gibi bölüne bölüne ne hale geldiğimizi herkes görüyor.
Tencere içerisinde kaynayan sudan kaçmak isteyen yengeçler gibi tencereden her çıkmak için çabalayanı aşağı çekmek yerine kurtulanların bizi de kurtarması için birlikte hareket etmenin önemini kavramalıyız.
Saçma mücadeleler, kıskançlık ve hırs yerine bu kentte yeniden on yıllar öncesinin dayanışmasını örmeli, birlikte hareket etmesini bilmeliyiz.
Biz bir kıvılcım yaktık.
Dileriz ateş olur.
Dileriz ateşimiz etrafında herkes ısınır.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ