Bağımsız Maden İş Sendikası üyesi Yıldız SSS Holding’e ait Elazığ Eti Gümüş ile Doruk Madencilik işçilerinin haklarını alma talebiyle 10 Ağustos’ta başlattığı eylem devam ediyor. Ankara’da gerçekleştirilen eylem sırasında gözaltına alınan işçiler altıncı günde serbest bırakıldı. İşçiler Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın önünde bir araya gelerek oturma eylemi yaptı. Ankara’da devam eden eyleme Gebze Sendikalar Birliği de destek verdi.
TÜRKİYE, SOSYAL KRİZDEN GEÇİYOR
Türkiye’de çalışan ve emeklilerin geçim sıkıntısıyla karşı karşıya olduğunu belirten Gebze Sendikalar Birliği, “Türkiye, bir tarafta milyonlarca emekçinin her geçen gün daha fazla yoksullaştığı, diğer tarafta bir avuç sermayedarın servetine servet kattığı ağır bir ekonomik ve sosyal krizin içinden geçiyor” ifadesine yer verildi.
Hayat pahalılığı, yüksek enflasyon ve gelir dağılımındaki adaletsizliğin her geçen gün yaşam şartlarını zorlaştırdığına dikkat çeken Gebze Sendikalar Birliği, “İşçiler geçinemiyor, emekliler geçinemiyor, işsizler açlıkla karşı karşıya” açıklamasında bulundu.
MADENCİLERİN HAKLARI GASP EDİLİYOR
Gebze Sendikalar Birliği’nin açıklamasında şu ifadeler yer aldı: “Yıldızlar SSS Holding’e bağlı Doruk Madencilik ve Eti Gümüş işçileri, alın terlerinin karşılığını ve yıllardır biriktirdikleri haklarını alabilmek için günlerdir Ankara’da direniyor. Bu işçiler yerin yüzlerce metre altında, hayatlarını her gün riske atarak çalıştılar. Karanlığın içinde alın teri döktüler. Ülkenin ekonomisine, sanayisine ve üretimine katkı sundular. Ancak bugün kendi haklarını alabilmek için başkentte mücadele etmek zorunda bırakıldılar.
İşçilerin ücretleri ödenmedi, sigorta primleriyle ilgili sorunlar yaşandı, tazminatları ve diğer kazanılmış hakları gasp edildi. İşçilere keyfi biçimde ücretsiz izin uygulamaları dayatıldı. Yıllarca çalışan, emeğini ortaya koyan işçiler bir anda ücretlerinden, sosyal haklarından ve geleceklerinden mahrum bırakıldı. Üstelik bütün bunlar olurken şirketlerin faaliyetlerinin devam etmesine izin verildi. Bir tarafta işçinin alın teri üzerinden elde edilen kazançlar, diğer tarafta hakkını alamayan, ailesinin geçimini sağlayamayan ve geleceğini göremeyen madenciler… İşte bu düzenin adı adaletsizliktir.
İŞÇİLER OYALANIYOR, VERİLEN SÖZLER TUTULMUYOR
Madenciler haklarını almak için defalarca yetkililerin kapısını çaldı. Görüşmeler yapıldı. Sözler verildi. Ancak verilen sözlerin gereği yerine getirilmedi. İşçiler her defasında biraz daha oyalanarak sorunlarının kendiliğinden ortadan kalkacağının düşünülmesi istendi. Ama madenciler susmadı. Ankara’ya geldiler. Haklarını almak için direndiler. Ve haklı mücadeleleri nedeniyle defalarca gözaltına alındılar. İşçilerin hakkını vermeyenler değil, hakkını isteyen işçiler gözaltına alındı!
Biz buradan açıkça söylüyoruz: Madencilerin mağduriyeti artık görmezden gelinemez. Bu işçilerin çocuklarının rızkı, evlerinin kirası, sofralarının ekmeği, yıllarca alın teriyle kazandıkları tazminatları söz konusudur. Madencilerin istediği bir ayrıcalık değildir. İstedikleri, kendi alın terlerinin karşılığıdır.
SORUMLULUK DEVLETİNDİR
Burada yalnızca bir şirketin işçilere karşı sorumluluklarını yerine getirip getirmediği tartışılmamalıdır. Ortada aynı zamanda ciddi bir kamu sorumluluğu bulunmaktadır. Kamu kaynaklarından yararlanan, kamu varlıkları üzerinden faaliyet gösteren şirketlerin işçilerin haklarını gasp etmesine izin verilemez. Devlet, işçinin karşısında değil, işçinin hakkını koruyan tarafta olmak zorundadır.
Bakanlıklar sorumluluklarını yerine getirmeli, işçilerin mağduriyetlerinin giderilmesi için gerekli bütün adımlar derhal atılmalıdır. Kamu kaynaklarını kullananlar, işçilerin haklarını yok sayamaz. Kamu malı sermayeye peşkeş çekilirken işçinin hakkı sermayenin insafına bırakılamaz.
HÜKÜMETE ÇAĞRI
Madencilerin gasp edilen haklarını derhal ödeyin. Ödenmeyen ücretleri, tazminatları ve diğer tüm işçilik alacaklarını güvence altına alın. İşçilerin sigorta ve sosyal güvenlik haklarını eksiksiz yerine getirin. Keyfi ücretsiz izin uygulamalarına son verin. Madencilerin yıllardır verdikleri emeğin karşılığını almalarını sağlayın. Ve daha da önemlisi; Kamu kaynaklarının ve kamu varlıklarının sermayeye aktarılmasına son verin. İşçilerin ve halkın malı olan kamu işletmelerini yeniden kamulaştırın.
Çünkü biz biliyoruz: Ülkenin zenginliği birkaç holdingin değil, bu ülkenin emekçilerinin ve halkının ortak değeridir. Madencinin alın teri patronun servetine servet katmak için kullanılamaz. İşçinin emeği yok sayılamaz. İşçinin hakkı gasp edilemez. Ve işçiler susturularak bu düzen sürdürülemez.
Gebze Sendikalar Birliği bileşenleri olarak Ankara’da direnen Doruk Madencilik ve Eti Gümüş işçilerinin yanındayız. Madencilerin haklı mücadelesini kendi mücadelemiz olarak görüyoruz. Onların sesi olmaya, dayanışmayı büyütmeye ve haklarını alana kadar mücadelelerini sahiplenmeye devam edeceğiz. Madenciler yalnız değildir! İşçinin hakkı, işçinin alın teridir! Yaşasın işçilerin birliği, yaşasın örgütlü mücadele!”
