Ana Sayfa Arama Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Eğitim Sen Kocaeli’den öğretmen ve öğrencilere ‘Ramazan Ayı Etkinlikleri’ çağrısı!

Milli Eğitim Bakanlığı’nın Ramazan Ayı etkinlikleri kapsamındaki programına eğitim sendikalarından tepki yükseldi. Eğitim Sen Kocaeli 1 Nolu Şubesi bugün akşam saatlerinde sendika il binasında basın açıklaması gerçekleştirerek öğretmen ve öğrencilere çağrı yaptı.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın Ramazan Ayı etkinlikleri kapsamındaki programına eğitim sendikalarından

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Kapsamında Ramazan Ayı Etkinlikleri” konulu program yayınlanarak 81 ilin valiliklerine gönderildi. Eğitim Sen Kocaeli 1 Nolu Şubesi de yayınlanan programa tepki göstermek amacıyla bugün Eğitim Sen Kocaeli 1 Nolu Şube Mevlüt Taştan Konferans Salonu’nda basın açıklaması gerçekleştirdi. Sendika, söz konusu programın Anayasa’ya aykırı olduğunu belirterek geri çekilmesini istedi.

OKULLARI ‘TEK DİN, TEK MEZHEP’ HALİNE GETİRMEYİ AMAÇLIYORLAR

Eğitim Sen Kocaeli’nin açıklaması şöyle: “Değerli basın emekçileri, Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından 12 Şubat 2026 tarihinde yayımlanan ve 81 il valiliğine gönderilen “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Kapsamında Ramazan Ayı Etkinlikleri” konulu talimat, anayasanın laiklik ilkesine ve eğitimin bilimsel niteliğine aykırıdır. Okul öncesinden ortaöğretime kadar tüm kademeleri kapsayan bu düzenleme, okulları “tek din, tek mezhep” ritüellerinin uygulama alanı haline getirmeyi amaçlamaktadır.

MEB tarafından okullara gönderilen talimata göre söz konusu etkinliklerin dayandırıldığı 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu ve ilgili Sosyal Etkinlikler Yönetmeliği, müfredatta yer almayan bu tür dinî içerikli faaliyetlere izin vermemektedir. Yönetmelik eki çizelgelerde bu tür bir etkinlik türü bulunmamaktadır.

Okullar, farklı inanç gruplarından ve inancı olmayan öğrencilerin bir arada eğitim aldığı kamusal alanlardır. Eğitim kurumlarında tek bir dinin ibadetlerini merkeze alan etkinlikler planlamak, devletin inançlar karşısındaki tarafsızlığını ortadan kaldırmakta, dolayısıyla bu durum laiklik ilkesine temelden aykırılık teşkil etmektedir.

PROGRAMA KATILMAYANLAR FİŞLENECEK

Bakanlık talimatıyla öğretmen ve öğrencilerin katılımı şeklinde planlanan etkinliklerin okul dışında ve mesai saatleri dışında (iftar ve sahur programları vs.) gerçekleştirilmesi öngörülmektedir. Öğretmenlerin çalışma saatleri ve görev tanımları yasalarla belirlenmiştir; hiç kimse rızası dışında bu tür faaliyetlerde görev almaya zorlanamaz. MEB’in talimatı bu açıdan da sorunludur. “Gönüllülük” adı altında yürütülen bu süreçte, etkinliğe katılmayan öğrencilerin ve öğretmenlerin fişlenmesi, öğrencilerin akran zorbalığına maruz kalması ve toplumsal dışlanma yaşamaları kaçınılmazdır.

Eğitim Sen olarak, “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adı altında eğitim kurumlarının ibadethaneye dönüştürülmesine ve öğretmenlerin mesai saati dışındaki zamanlarına müdahale edilmesine güçlü bir şekilde itiraz ediyoruz.

UYGULAMALAR, OKULLARI KARANLIĞA SÜRÜKLÜYOR

Özellikle vurgulamak istiyoruz ki Milli Eğitim Bakanlığı’nın Anayasaya aykırı ve toplumu ayrıştırıcı bu hukuksuz talimatı, yıllardır sürdürülen eğitimin dinselleştirilmesi politikasında yeni bir eşiği ifade etmektedir. Müfredatın adım adım değiştirilmesiyle, okullarımızın daha fazla dini eğitim kuşatmasına alınmasıyla, daha önce 2006 ve 2017 yıllarında iki kez değiştirilen eğitim müfredatının son olarak “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adı altında bilimsel ve pedagojik ilkelerden tamamen uzaklaştırılarak AKP iktidarının ideolojik ve siyasal programı doğrultusunda şekillendirilmesiyle, ÇEDES uygulamalarıyla, tarikat ve cemaatlerle yapılan protokollerle devam eden süreç gelinen noktada bakanlığın söz konusu hukuksuz talimatıyla tüm okullarımızı tehlikeli bir karanlığa sürüklemektedir.

İKTİDARIN EĞİTİM POLİTİKASI İDEOLOJİK

Eğitim sistemi açısından öğrencilere verilecek bilgiyi belirlemek ve seçmek, öğrencilerimizin alacağı müfredat ve ders kitapları üzerinden öğrencilere aktarmak, öğrencilerimizin eğitim alacağı mekanlar olarak okullarımızın tasarlanması, yani yaşayan bir olgu olarak eğitim-öğretim süreci başından sonuna kadar bilimsel ve pedagjik ilkelere göre belirlenmelidir. Bu ilkelerin en önemli teminatlarından birisi de laiklik ilkesidir. Ancak AKP iktidarının eğitim politikası başından sonuna kadar siyasal ve ideolojik bir nitelik taşımaktadır.

BİLİM EMEKÇİLERİ KUTUPLAŞTIRICI SÜRECE ALET EDİLMEK İSTENİYOR

Eğitim müfredatının çocukların, gençlerin, toplumun ve ülkenin gerçek ihtiyaçlarından çok, iktidarın siyasal-ideolojik çizgisine uygun hale getirilmesinin en somut yönü okullarda hangi bilgilerin, nasıl, hangi araçlar ve örnekler üzerinden verileceğidir. Maalesef mevcut siyasal iktidar çocuğa ya da bireye nasıl yaklaşıyor, nasıl bir insan modeli yetiştirmek istiyor, yetiştirdiği bireylerde hangi özellikler olmasını istiyorsa eğitim müfredatını da ona uygun şekilde hazırlamakta, bununla da yetinmeyerek geçtiğimiz hafta yayımladığı hukuksuz talimat ile öğrencilerimizi ve eğitim ve bilim emekçilerini toplumu ayrıştırıcı ve kutuplaştırıcı bir sürece alet etmek istemektedir.

SEÇMELİ DERSLER ÖĞRENCİLERE DAYATILDI

Yarıyıl başında seçmeli ders seçim süreci de benzer bir hukuksuzluk ve dayatmaya sahne olmuştur. Bilindiği gibi bilimsel bir eğitim sürecinde seçmeli dersler, öğrencilerin ilgi ve ihtiyaçlarını esas alan, onların düşünsel, kültürel ve toplumsal gelişimini desteklemeyi amaçlayan dersler. Buna rağmen pek çok okulda bu dersler, belirli programların açılabilmesi gerekçesiyle dayatılmış; öğrenci ve veliler tercih hakkını kullanamaz hale getirilmektedir. Seçmeli olması gereken dersler, fiilen zorunlu hale getirilerek eğitim hakkı ihlal edilmiştir. Çocukların merak duygusunu, eleştirel düşünme becerisini ve yaratıcılığını desteklemeyen; kendini ifade etme olanaklarını, kültürel bağlarını ve toplumsal gerçeklikle kurduğu ilişkiyi güçlendirmeyen uygulamalar haline getirilen seçmeli ders süreci, idari dayatmalarla ve AKP’nin ideolojik ihtiyaçlarıyla sürdürülmüş, çocukların gelişimsel ve pedagojik gereksinimleri tamamen yok sayılmıştır.

HER 3 ÇOCUKTAN 1’İ YETERSİZ BESLENİYOR

Diğer yandan, okullarımıza her gün yüzbinlerce çocuğumuzun aç gitmek zorunda kaldığı, okullarda en azından bir öğün ücretsiz yemek ve içilebilir su talebinin görmezden gelindiği, Türkiye’de her 3 çocuğumuzdan birisinin yetersiz beslenme nedeniyle sağlıklı gelişimden yoksun kaldığı, yani çocuklarımızın gerçek anlamda aç olduğu bir ülkede bakanlık utanmadan sıkılmadan söz konusu hukuksuz talimatı yazabilmektedir.

ÖĞRENCİLERE YOKSULLUĞA MAHKUM EDİLİYOR

Eğitim-öğretim alanında yüzbinlerce sayfaya dahi sığdıramayacağımız sorunlar ortadayken, öğrencilerimiz geleceksizliğe ve yoksulluğa mahkum edilmişken, özverili eğitim ve bilim emekçileri tüm baskılara rağmen bilimsel ve pedagojik ilkelerini esas almaya çalışırken bakanlık öğrencilerimizi, velilerimizi ve eğitim ve bilim emekçilerini karanlık siyasi hesaplarına alet etmek istemektedir.

VELİLERE VE ÖĞRENCİLERE ÇAĞRI

Eğitim sen olarak tüm eğitim ve bilim emekçilerini, velilerimizi ve öğrencilerimizi Milli Eğitim Bakanlığı’nın Anayasaya aykırı talimatına karşı laik, bilimsel, demokratik, kamusal ve anadilinde eğitim mücadelemize destek vermeye çağırıyoruz.

Üyemiz olsun-olmasın tüm eğitim ve bilim emekçilerini, bu tür hukuka aykırı görevlendirmelere karşı hazırladığımız örnek dilekçelerle yasal haklarını kullanmaya davet ediyoruz. Son olarak Millî Eğitim Bakanlığı’nı, Anayasa’ya ve Milli Eğitim Temel Kanunu’na açıkça aykırı olan bu “fiili durum yaratma” yönteminden derhal vazgeçmeye; laik, bilimsel ve kamusal eğitime aykırı her türlü uygulamaya son vermeye davet ediyoruz.”