25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında Kocaeli’nin farklı noktalarında birçok sivil toplum kuruluşu ve sendika basın açıklaması düzenledi. Gebze İşçilerin Birliği Derneği de kadına yönelik şiddeti protesto etmek için sokağa çıktı. Etkinlikler, Dilovası’ndaki parfüm dolum tesisinde 8 Kasım’da meydana gelen yangında yaşamını yitiren 6 kadın işçiye atfedildi.
İŞTEN ATMALARIN İLK HEDEFİ KADINLAR OLUYOR
Gebze İşçilerin Birliği Derneği’nin düzenlediği basın açıklamasında şu ifadeler yer aldı: “Kapitalizmin krizi derinleşirken, ekonomik kriz tüm işçileri doğrudan etkilese de işten atmaların ve düşük ücretlerin ilk hedefi biz kadın işçiler oluyor. Çalışma hayatından öncelikle dışlanarak, evdeki “büyük sorumluluklarımızın” başına geri gönderilen, bu sorumluluklar sırtımızda iken esnek ve güvencesiz çalışma koşullarına zorlanan yine bizleriz. Bir şiddet biçimi olan taciz ve mobbing uygulamaları ise çalışma yaşamında ‘olağan’ hale gelmiş durumda. Kadın işçiler, iş yerlerinde de şiddetin türlü biçimleriyle karşı karşıya kalıyorlar. Kadın cinayetlerini aydınlatmak için etkin bir çaba sarf etmek bir yana, iktidar kadınları baskı altında tutmak, sindirmek ve itaatkâr hale getirmek amacıyla kadın düşmanı politikaları tırmandırıyor. Kadınların ev içinde karşı karşıya kaldığı her türlü şiddet ise ‘ailenin kutsallığı’ söylemiyle görünmez kılınmaya çalışılıyor.
TEPEDEN TIRNAĞA ÇÜRÜMÜŞ BİR DÜZEN
Bu tepeden tırnağa çürümüş düzende biz işçi ve emekçi kadınların canının bir değeri yok, emeği ise sudan ucuz. Fakat böyle bir yaşam bizim kaderimiz değildir.
Üzerinizde iş önlükleri/Halay çeken hallerinizdi/Bir fotoğraf karesinde kalan/Hatıralarda yok/Kimin doğum günüydü/En son kutlanan/Ama 6 kadın ve çocuktu/Aynı gün uğurlanan/Dilovası/Dün kanser ovası/Bugün yangınlar ortası
DİLOVASI AÇIK BİR İHMALİN SONUCU
Dilovası’nda parfüm dolum işlemi yapılan binada yaşanan patlama sonucundan 7 işçi kardeşimiz aramızdan koparıldı. Açık bir ihmalin ve denetimsizliğin, kayıt dışı ve güvencesizliğin resmiydi küle dönmüş bedenler. Dilovası’ndan on gün önce de Gebze’de metro inşaatının dibinde bir bina çöktü. Yine göz göre göre yapılan ihmaller zincirinin sonucunda bir ailenin yaşamı betonların altında son buldu.
GEBZE’DE GREVLER VE DİRENİŞLER EKSİK OLMAZ
Dilovası’ndaki işçi katliamında yaşamını yitiren kadın ve çocuk işçilere atfettiğimiz 25 Kasım’da onların şahsında iş cinayetlerinde yaşamları son bulan tüm işçilere güvencesiz ve kayıt dışı çalışmaya, ücretli kölelik düzenine karşı mücadelemizi büyüteceğimizin sözünü veriyoruz!
Gebze ölüm ve sömürü düzeninin en karanlık yüzlerinden biri olduğu gibi, bu düzene karşı başkaldırının da en önde gelen adreslerindendir. Gebze’de grevler, direnişler, işgaller eksik olmaz. Kadın işçilerin yoğun olduğu ve bir ayı aşkındır grevde olan Smart Solar işçileri başta olmak üzere mücadeleyi büyüten tüm kadın işçi ve emekçilerden güç alıyoruz.
SESİMİZİ VE GÜCÜMÜZÜ BİRLEŞTİRİNCE KAZANACAĞIZ
Smart’ta, Şık Makas’ta, Tpi’da, Temel Conta’da, Diegel’de, Hödlmayr’da ve daha nice sanayi havzasında işçiler direnişte, eylemde! Kısa bir süre önce Gebze’de süren kadın cinayeti davalarından biri olan eski Migros direnişçisi Gülhan Esen’in mahkemesi katili ağırlaştırılmış müebbet aldı. Sesimizi de gücümüzü de birleştirdiğimizde mutlaka ama mutlaka kazanacağız!
Diktatörlük zamanıydı/Dominik Cumuriyeti’nde/Mirabel Kardeşler’in mücadelesi yükseldiğinde/1960 yılının 25 Kasımı’ydı/Bir orman ortasında/Üç kelebek havalandığında
25 KASIM BİR UYANIŞIN SİMGESİ
25 Kasım sadece bir tarih değil bir direnişin, bir cesaretin ve bir uyanışın simgesi… 25 Kasım; yalnızca bir takvim günü değil artık kadınların susmadığı, sessizliğin zincirlerini kırdığı bir gün… Bugünü yaratan mücadele yıllar önce Dominik Cumhuriyeti’nde başladı. Patria, Minerva ve Maria Mirabel kardeşler, diktatörlüğe karşı verilen mücadelenin en önünde yer alan ve direnişte simgeleşen üç kız kardeştir. ‘Kelebekler’ diye anılmışlardır.
ÜÇ KADIN, ÖZGÜRLÜĞÜN VE EŞİTLİĞİN SEMBOLÜ
Ülkelerinde baskı rejimine karşı çıktıkları için susturulmak istendiler. Ama onların susturulmak istenen sesleri bugün milyonlarca kadının kalbinde ve bilincinde yankılanıyor. Çünkü onlar sadece üç kadın değildi. Özgürlüğün ve eşitliğin sembolüydüler… Mirabel Kardeşler bir adım, bir cesaret, bir haykırış ile başlayan mücadelenin kararlı ve ısrarlı olunduğunda nasıl da tarihi değiştirebileceğini bizlere göstermiştir. Mirabel Kardeşler’in cesaretini kuşanıyoruz ve diyoruz ki: Artık susmuyoruz! Artık korkmuyoruz! Artık bu düzenin efendilerine itaat etmiyoruz!”
