Ana Sayfa Arama Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Kocaeli Eğitim Hakkı Platformu: Çocukların intiharında asıl sorumlu eğitim sistemi!

Kocaeli Eğitim Hakkı Platformu tarafından çocuk haklarıyla ilgili basın açıklaması gerçekleştirildi. Açıklamada; “Çocukların intiharında asıl sorumlu eğitim sistemidir” ifadelerine yer verildi.

Kocaeli Eğitim Hakkı Platformu tarafından çocuk haklarıyla ilgili basın açıklaması

Birleşmiş Milletler tarafından 20 Kasım 1989 tarihinde ilan edilen Dünya Çocukları Hakları Günü’ne dair Kocaeli Eğitim Hakkı Platformu basın açıklaması gerçekleştirdi. Platform tarafından yapılan açıklamada; “Kendilerini sınavlarla, rekabet ortamı baskısıyla yarış halinde bir eğitim sistemi içerisinde bulan çocuklarımız, bilimin bir kenara bırakıldığı, dinsel ve piyasacı bir kuşatmayla kendilerine bir geleceksizlikten başka hiçbir şey vaat etmeyen ülkemizdeki eğitim sistemi içerisinde, toplumsal yaşamın bunalımlara ve intiharlara sürüklenmektedirler” cümlelerine yer verildi.

Eğitim-Sen Kocaeli Şubesi tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi; “Bilindiği gibi 1989 yılından bu yana Birleşmiş Milletler (BM) tarafından dünya genelinde çocukların karşı karşıya kaldıkları hak ihlallerini gündeme getirmek amacıyla 20 Kasım tarihi ‘Dünya Çocuk Hakları Günü’ olarak ilan edilmiştir. BM Genel Kurulu 20 Kasım 1989 tarihinde ‘Çocuk Haklarına Dair Sözleşmeyi imzalamış ve 20 Kasım tarihi ‘Dünya Çocuk Hakları Günü’ olarak ilan edilmiştir. Ancak sözleşmenin imzalanmasından bu yana 35 yıl geçmesine rağmen çocuklar dünyada ve ülkemizde şiddete uğramaya, sömürüye maruz kalmaya devam etmektedir. Ülkemizde ise bu tablo maalesef çok daha vahimdir ve son günlerde Kocaeli’de yaşadığımız acı olaylarla birlikte her geçen gün daha da ağırlaşmaktadır.

İNTİHARIN ASIL SORUMLUSU EĞİTİM SİSTEMİDİR

Maalesef geçtiğimiz gün Kocaeli’de Muammer Dereli Fen Lisesi’nde yaşanan acı bir olayla hepimiz bir kere daha derinden sarsıldık. Bir öğrencimiz, çocuğumuz okulda intihar ederek hayatına son verdi. Basına yansıyan haberler öğrencimizin sınavdan aldığı düşük not sonrası intihar ettiği yönündeydi. Ancak maalesef her acı olayda olduğu gibi yaşanan bu olayda da konuyu ‘basit’ bir nedene bağlama, yaşanan olayın asıl sorumlusu olan çarpık eğitim sistemimizi aklama anlamına gelen ve sanki eğitim emekçilerini zan altında bırakan bu ilk bilginin yaşanan acı olayı açıklamakta son derece yanlış olduğunu da biliyoruz. Kendilerini sınavlarla, rekabet ortamı baskısıyla yarış halinde bir eğitim sistemi içerisinde bulan çocuklarımız, bilimin bir kenara bırakıldığı, dinsel ve piyasacı bir kuşatmayla kendilerine bir geleceksizlikten başka hiçbir şey vaat etmeyen ülkemizdeki eğitim sistemi içerisinde, toplumsal yaşamın bunalımlara ve intiharlara sürüklenmektedirler. Tüm bu kuşatma ise eğitim ve bilim emekçilerinin, öğretmenlerimizin öğrencilerimize nitelikli ve sağlıklı bir eğitim-öğretim süreci sağlayabilmek için ortaya koydukları insanüstü gayretlere, bireysel ve özverili çabalarına rağmen eğitim sistemimizi yöneten ve uygulamalarıyla çocuklarımızı, öğrencilerimizi piyasacı, rekabetçi, bilim dışı ve dinsel bir eğitim sistemine mahkum eden bakanlık politikaları yüzünden heba edilmekte ve maalesef çocuklarımız umutsuzlukla yaşamdan kopabilmektedir.

BAKANLIK ÇOCUKLARA KARANLIĞI VAAT EDİYOR

Okullara manevi danışman atamaya çalışanlar, imamlara, vaizlere okullarda ders verdirmeye çalışanlar aynı duyarlılığı okullara yeterli sayıda rehber öğretmen ve psikolojik danışman atması yapma konusunda göstermemekte; öğrencilerimizin evrensel ölçülerde rehberlik ve danışmanlık hizmetlerine erişimini sağlamak yerine sözde çözümü dinsel politikaları dayatmakta görmektedirler. Gerek Milli Eğitim Bakanlığı gerekse de Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı çocuklarımızı koruyucu, onlar için her türlü tehlikeyi önleyici politikalar üretmek ve uygulamak yerine kendi siyasi amaçları doğrultusunda bilim dışı, baskıcı ve piyasacı politikalarda ısrar etmekte, çocuklarımıza karanlıktan başka bir şey vaat etmemektedirler.

ÖĞRENCİYE ŞİDDET DAVASI ERTELENDİ

Dün aynı zamanda Karamürsel’de Karamürsel Alp Anadolu Lisesi’nde okul müdürünün fiziksel şiddetine uğrayan bir öğrencimizin davası Karamürsel 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görüldü ve hepimiz adalet beklerken duruşma ileri bir tarihe, Nisan ayına ertelendi. Daha önce okuldaki eğitim emekçilerine de mobbing uygulayan, taşımalı eğitimle gelen öğrencilerin yemeklerinde usulsüz olarak kesinti yapan ve hakkında ancak sendikamızın ısrarlı mücadelesiyle soruşturma açılan okul müdürünün okulda bir öğrenciye fiziksel şiddet uygulaması sonucu ailenin açtığı dava için nihayet aylar sonra dün görülen duruşmada mahkeme davayı Nisan ayına erteledi.

ÖĞRENCİLERİMİZ GELECEKSİZLİĞE MAHKUM EDİLİYOR

İşte Dünya Çocuk Hakları günü, Türkiye’de çocuklarımızın intihara sürüklendiği, uğradıkları şiddetin cezasız kaldığı bir gün olarak tarihe geçti. Aynı zamanda çocuk işçiliğin MESEM’ler aracılığıyla hız kesmeden arttığı, çocuklarımızın iş cinayetlerine kurban gitmeye devam ettiği bir gün olarak resmi makamların sözde kutlama mesajlarıyla geçiştirilmeye çalışıldı. Bu tablonun birinci derecede sorumlusu elbette Anayasamızda sosyal devlet yazmasına rağmen bu sorumluluğu yerine getirmeyen, çocuklarımızı koruyamayan bilakis onların şiddete ve sömürüye maruz kalmasını, hayattan ve gelecekten umutlarını yitirmelerine yol açan toplumsal koşulları her gün yeniden üreten siyasi iktidarın ta kendisidir.

ÇOCUKLARA İNTİHARA SÜRÜKLENİYOR

Türkiye’de yaşayan çocukların uygun yaşam standartlarında insanca yaşama hakkı başta olmak üzere, eğitim ve sağlık hakkına yönelik ihlaller sürmekte, çocuklara yönelik hak ihlalleri artarak devam etmektedir. Çocuklar sağlıklı gıdaya, suya, eğitime erişememekte, çocuk yaşta zorla evlendirilmekte, istismara uğramakta, tutuklanmakta ve maalesef son yıllarda giderek artan bir biçimde intihara sürüklenmektedir!

SAVAŞTA EN BÜYÜK MAĞDURİYETİ ÇOCUKLAR YAŞIYOR

Ülkemizde yaşanan ekonomik ve toplumsal sorunlar en çok çocuklar üzerinde etkili olmakta, çocuklar savaş, ekonomik, sosyal ve siyasal krizlerin ortasında çocukluklarını yaşamak zorunda bırakılmaktadır. Savaş ve çatışma bölgelerinde de en büyük mağduriyeti çocuklar yaşamaktadır. Barışın olmadığı bir dünyada çocuklar, eğitim ve sağlık gibi temel haklarından mahrum kalmaktadır.

ÇOCUKLARIMIZ İSTİSMAR MAĞDURU OLMAYA DEVAM EDİYOR

Adalet Bakanlığı’nın Nisan 2024’te yayınladığı “Adalet İstatistikleri 2023” raporuna göre 2015-2023 yılları arasında “çocukların cinsel istismarı” suçuna ilişkin açılan dosya endeksi yüzde 94 oranında arttı. Çocuklarımız çoğunlukla yakınları, tanıdıkları tarafından istismar ediliyor ve katlediliyor, ölüm sebepleri de ağırlıklı olarak istismar ve aile içi şiddet olarak gerçekleşiyor.

Ülkemizde 10 Eylül 2011 tarihinden bu yana yürürlükte olan, kız çocuklarının erken yaşta evlendirilmesi ve çocuk istismarının önüne geçilmesine yönelik yaptırımları düzenleyen Lanzarote kısa adıyla bilinen Çocukların Cinsel Suistimal ve Cinsel İstismara Karşı Korunmasına İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi etkin bir biçimde uygulansın!

ÜLKEMİZ ÇOCUKLARIMIZ İÇİN UTANÇ TABLOSU

Türkiye’de AKP iktidarının eğitim alanında yaptığı laiklik ve bilim karşıtı değişiklikler, sözde maneviyat öncelikli politikalar, çocuklarımızı karanlık bir eğitim sistemine hapsetmeyi hedeflemekte ve sorgulamayı, araştırmayı ve üretmeyi değil itaat ve kanaat etmelerini öğretmeyi amaçlayan bir cendereyi yaratmaktadır. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin başta olmak üzere eğitim politikalarına yön verenler çocuklarımızın umutlarını ve hayallerini elinden almakta, çocuklarımıza laiklik ve bilim karşıtlığı, piyasalaşma ve otoriterleşme dışında geleceğe dair hiçbir şey vaat etmemektedirler.

11 YILDA 754 ÇOCUK İŞÇİ ÖLDÜ

Ülkemizde son yıllarda giderek artan çocuk işçi ve suça sürüklenen çocukların sayısı, intihara sürüklenen çocuklarımızın sayısı, şiddet ve istismar mağduru çocuklarımızın sayısı, çocuk haklarına dair nerede olduğumuzu göstermektedir. Her yıl yüzlerce çocuk iş cinayetinde yaşamını yitirmekte, binlercesi suça itilmekte, yüzlerce çocuğumuz intihara sürüklenmekte, binlerce çocuğumuz şiddete ve istismara uğramaktadır ve on binlercesi açlıkla yoksullukla karşı karşıya bırakılmaktadır. Bu durum resmi istatistiklere de yansımaktadır. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’ne göre (İSİG) son 11 yılda iş cinayetlerinde yaşamını yitiren çocukların sayısı 754’e ulaşmıştır. TÜİK verilerine göre bile sadece son 3 yılda 18 yaşın altında intihar vakası 1000’in üzerindedir. Kız çocuklarımızın örgün eğitimden koparılması, engelli öğrencilerimizin yüzde 89.3’ünün eğitim hakkından mahrum bırakılması, ülkemizde ve bölgede devam eden savaş politikaları sonucu bugün ölüm yıldönümü olan Uğur Kaymaz gibi her yıl onlarca çocuğumuzun ölmesi ve sorumluların cezasızlık politikalarıyla ödüllendirilmeleri ülkemiz için utanç tablosu olmaya devam etmektedir. Buna karşın ülkeyi yönetenler ise bilim karşıtı uygulamalar, piyasalaşma, rekabet zihniyetiyle ve otoriter, ayrımcı politikalarla bu utanç tablosunu körüklemeye devam etmektedirler.

Çocuklarımızın fiziksel, duygusal ve cinsel şiddetten korunması, sömürünün her biçiminden uzak tutulmaları temel bir insan hakkıdır. Çocuklar, güvenli bir ortamda büyümeli ve hiçbir şekilde baskıya, şiddete ve sömürüye maruz kalmamalıdır. Onların mutlu ve huzurlu bir yaşam sürmesi, kamunun ve toplumun temel sorumluluğudur.

Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi temelinde demokratik, eşit, özgürlükçü ve çocuklarımızın mutlu bir yaşam sürmelerini, geleceğe umutla bakmalarını güvence altına alacak politikalar üretilmeli ve Türkiye için bir utanç kaynağı olan, Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne konulan çekinceli maddeler bir an önce kaldırılmalıdır. Tüm çocuklarımızın parasız, nitelikli, laik, bilimsel, cinsiyet eşitlikçi ve kendi anadilinde kamusal eğitim alması için gereken adımlar atılmalıdır.

ÇOCUKLARIMIZI KORUYAMADIĞIMIZ İÇİN ÖZÜR DİLİYORUZ

Artık yeter diyoruz. Hiçbir çocuğumuzun umutları ve hayallerinin elinden alınmadığı, tüm çocuklarımızın şiddetin her türlüsünden kesin olarak korunduğu bir ülke için toplumun tüm kesimlerini birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz. Kocaeli Eğitim Hakkı Platformu olarak Dünya Çocuk Hakları Günü’nü üzgün ve öfkeli olarak kutlamak zorunda kaldığımız için çocuklarımızı tüm çabalarımıza rağmen halen hükümetin bilim dışı politikalarından koruyamadığımız için tüm çocuklarımızdan ve öğrencilerimizden özür diliyoruz. Hayatını kaybeden öğrencimizin ailesinin, arkadaşlarının ve öğretmenlerinin acısını derinden paylaşıyor ve bir daha hiçbir çocuğumuzun yaşamdan koparılmaması için; hiçbir çocuğumuzun hayatın hiçbir alanında şiddetin, baskının ve sömürünün hiçbir türüne maruz kalmaması için; çocuklarımıza mutlu ve umutlu bir ülkeyi yaratmak için var gücümüzle mücadele etmeye devam edeceğimizi bir kere daha ilan ediyoruz!”

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ile Karayolları 1. Bölge Müdürlüğü’nün protokolü kapsamında
Sıradaki Haber Kocaeli Valiliği’nden önemli uyarı: TEM Otoyolu’nun o bölgesinde çalışma var!