Kocaeli Müftülüğü, Mustafa Kemal Atatürk’ün vefatının 87’nci yıl dönümü nedeniyle 10 Kasım’da ve saat 12.30’da kent genelindeki camilerde mevlit okutacak. Söz konusu kararın ardından Atatürk düşmanları adeta sıraya girdi. Fatih Tezcan’ın yanı sıra Memur Sen Genel Başkan Yardımcısı ve Diyanet-Sen Genel Başkanı Ali Yıldız sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla Kocaeli Valiliği’ni hedef aldı.
Camilerin laiklik ve Kemalizm testi mekanlarının yeri olmadığını ifade eden Ali Yıldız, “Yüce Dinimiz İslam, din görevlilerimiz ve camilerimiz; bürokratların, siyasilerin, birtakım ideolojik çevrelerin keyfine göre üzerinde tepineceği politik bir istismar alanı değildir” paylaşımını yaptı.
“LAİKÇİ BAĞNAZLARI GÖNÜLLEME GAYRETİ”
Ali Yıldız söz konusu paylaşımında şu ifadeleri kullandı: “Kocaeli Valiliği tarafından 10 Kasım Anma Programları kapsamında camilerimizde mevlid-i şerif okutulması kararı verilmiştir. İlgili yazıda, din görevlilerinden il merkezindeki tüm camilerde ve 12 ilçenin merkez camilerinde mevlid programı yapılması istenmektedir.
Bugüne kadar uygulanmayan böyle bir programa neden ihtiyaç duyulduğu din görevlileri ve sendikamız tarafından anlaşılamamıştır. Valiliğin, Diyanet İşleri Başkanlığının bilgisi dışında böyle bir karar alması manidardır. Her şeyden önce şu hususlar açığa kavuşturulmalıdır:
Diyanet İşleri Başkanlığının yetkisindeki bir konuda Başkanlık neden baypas edilmiştir?
Bu kararın alınmasında her 10 Kasım’da, her resmi bayramda camilerde erketeye yatan ve ‘Neden Atatürk’le ilgili hutbe verilmedi?’ diye laik atak geçiren birtakım laikçi bağnazları gönülleme gayreti etkili olmuş mudur?
ESKİ TÜRKİYE UYGULAMALARI
Mülki amirlerin din adamlarını kendi ideolojik yaklaşımlarına göre talimatlandırma yetkileri var mıdır? Bu kararın neden ve kim tarafından alındığı, hangi hikmete mebni olduğu karar alıcı makam tarafından kamuoyuna açıklanmalıdır.
Açıkça ifade ediyoruz ki, Yüce Dinimiz İslam, din görevlilerimiz ve camilerimiz; bürokratların, siyasilerin, birtakım ideolojik çevrelerin keyfine göre üzerinde tepineceği politik bir istismar alanı değildir.
Eski Türkiye’de bugün utançla hatırladığımız “Bakalım ne kadar laiksiniz?” tarzındaki uygulamaları hatırlatan bu yaklaşım endişe vericidir ve bugünün Türkiye’sine asla yakışmamaktadır.
Bir kez daha hatırlatmak isteriz ki; ne camiler laiklik ve Kemalizm testi mekanlarıdır ne de din görevlileri laikçi bağnazların emir eridir. Din adamları işlerini ilgili mevzuat ve İslam dininin kuralları doğrultusunda yerine getirmekle mükelleftir.
Camilerde yapılması istenen her programda, din görevlilerinin yapması istenen her faaliyette İslam’ın ruhu, ilkeleri, hükümleri, sınırları ve yasalar dikkate alınmak durumundadır. Ben yaptım oldu mantığını, her önüne gelenin din görevlilerini keyfi ve mevzuata aykırı şekilde talimatlandırmasını kabul etmemiz mümkün değildir.”
