Yaz aylarının rehaveti dört bir yanımı sardı, anlattım.
Bu sebeple neredeyse hafta bir köşe yazıyorum.
Eylüle kadar bu böyle gider.
Hal böyle olunca sürekli olarak Gölcük Belediyesi yazar duruma düşüyorum.
Her yeni yazı yazacağımda ayrı bir şok yaşatıyorlar sağ olsunlar.
Yüzsüzlükleri mi dersiniz, yalanları mı, kamuoyunu yanıltma çabaları mı…
Akıl alır gibi değil.
Ancak çok sıkıldım.
Bir altın küpü olarak görülen vasatın çok çok altında bir yönetim sergileyen Gölcük’ü yazmaktan çok sıkıldım.
Bir de öbür mahalleden bahsedeyim istiyorum.
*
Hafta sonu CHP Genel Başkanı Özgür Özel Kocaeli’deydi.
Kandıra Cezaevi’ndeki tutukluları ziyaret etti.
Öncelikle ziyaret fotoğraflarına çok şaşırdım.
CHP büyük bir yargı mücadelesi veriyor.
Yönettiği belediyelerin pek çoğunda yolsuzluk iddiaları var ve yöneticiler, başkanlar, işadamları tutuklanmış durumda.
Özgür Özel’in sabahı akşamı kalmamış.
Sürekli çalışıyor.
Mitingler, cezaevleri, toplantılar…
Peki bizim Kocaeli’deki CHP’lilerin derdi ne?
Özgür Özel’le hatıra fotoğrafı çektirmek.
Hemen hepsinin suratında büyük bir sırıtış.
Tek sıra olmuşlar.
Genel cezaevi önünde genel başkan karşılıyorlar.
Bu karşılamayı iktidar yapsa olay olur.
CHP yarın iktidar olsa bürokratları da tıpkı Ak Partililer gibi genel başkan geldiğinde yüzlerce metre “merhaba kuyruğu” oluşturur.
Yazık.
*
Ziyaretin en dikkat çeken konusu Özgür Özel’in Harun Yıldızlı’yı aracından indirmesiydi.
Bu haberi İzmit Belediyesi’ne yakın kaynakların servis ettiğini öğrendim.
Harun Yıldızlı araçtan inmiş mi, evet.
Ancak öyle bir terslemeyle, bir kavgayla değil.
Genel başkan sormuş, “Düzce’den sonra Ankara’ya devam edecek misin?”
“Hayır” demiş Yıldızlı, “Kocaeli’ye döneceğim.”
“Sen gelme o zaman” demiş Özgür Özel, “Düzce vekili bize eşlik eder.”
*
Bu diyalog böyle gerçeklemiş midir?
Gerçekleşmiştir.
Harun Yıldızlı zaten TBMM’de idari amir olduktan sonra tuvalete giderken bile Özgür Özel’le birlikte.
Genel başkanın Yıldızlı’ya “Sen neden geliyorsun” diyeceğini zannetmiyorum.
“Ankara’ya devam etmeyeceksen, git-gel yapma” demiş olabilir.
Gayet normal.
Harun Yıldızlı da bu durumda “Benim canıma minnet” demiştir.
*
Ancak bu dedikodulara sebep olan bir olay var.
Genel başkan henüz aracına binmeden Harun Yıldızlı araca binmiş.
Bir video dolaştı Whatsapp gruplarında.
Yine anladığım kadarıyla İzmit Belediyesi kaynaklı.
Videoda genel başkan kendisini uğurlayan CHP’lilerle konuşuyor.
Öncesinde büyük ihtimalle “Harun Yıldızlı nerede” diye konuşulmuş.
Bunu şuradan anlıyorum, Fatma Kaplan Hürriyet “Arabaya köfte ekmek bıraktık” diyor.
Özgür Özel yolda yiyecek.
Programı o kadar yoğun ki adam Sakarya’da mola verip bir ıslama köfte bile gömemiyor.
Hem dertli, hem yoğun mesaide.
Bizim CHP’lilerin ise umurunda değil.
Onlar fotoğraf derdinde.
Neyse…
Özgür Özel köfteyi duyunca, “Arabaya köfteyi koyduktan sonra, napıcam ben o vakitten sonra Harun Yıldızlı’yı” diyor.
Gülüşüyorlar.
Sonra arabasına yöneliyor.
Tam arabaya binecek içeride Harun Yıldızlı’yı görüyor.
“İn sen de…” diyor.
Tak, video orada kesiliyor.
Muhtemelen gülüşmüşler ve Yıldızlı aşağı inmiş.
Ancak video kasıtlı olarak kesilmiş, o kısım gösterilmemiş.
*
Yıldızlı ve Hürriyet arasında büyük bir rekabet olduğu biliniyor.
Bir dönem Yıldızlı’yla çok yakın çalıştık.
Tek bir defa dedikodu yaptığını, herhangi bir yönetici hakkında basın kuruluşlarına haber fısıldadığını görmedim.
Defalarca bana “Bunu neden yazdın, parti zarar gördü” demiştir.
Ben de defalarca gazeteciliğin ne olduğunu, nasıl yapıldığını anlatmışımdır.
Demem o ki parti içi rekabet olur.
Ancak kol kırılıp yen içinde kalmalıdır.
Ak Parti’de kimse kavga etmiyor mu sanıyorsunuz?
Peki ne kadarını biliyor, ne kadarını duyuyorsunuz?
Bir de CHP’deki kavgalar var işte.
Sadece olanı duymuyoruz.
Olanları farklı bir formata getirip anlatıyorlar.
Videoları kesiyor, dedikodu yapıyorlar.
Belki de onların yaptığı doğru, ben bilemem.
Fakat hatırlayın dün Sertif Gökçe Hürriyet’in aleyhinde haber yaptırmıştı, bugün Hürriyet’e yakın kaynaklar Yıldızlı aleyhinde haber yaptırıyor.
Olan ne Hürriyet’e, ne Gökçe’ye, ne Yıldızlı’ya, olan CHP’ye ve CHP’ye gönül veren, CHP’yi umut gören kimselere oluyor.
Vitrin başkanı kıvırmaya çok alışmış!
Havalar çok sıcak.
Evde bahçeye dahi çıkamaz hale geldim.
Klima bağımlısı bir müptela oldum adeta.
Klimanın serinliği olmadan nefes alamıyorum.
Bilmem ne sıcağı filan geliyor diyorlardı.
Baktım olacak gibi değil, tatile kaçtım.
Ben oldum olası Ege sevdalısıyım.
Belki de Drama’dan zorla gönderilen dedemlerden ötürü bütün ilgim, alakam orada.
Son birkaç senedir tatil için Halkidiki’yi tercih ediyorum.
Türkiye’deki bu fiyat politikaları, bu yerli turiste uzun atlama senaryoları devam ettikçe de uzun süre Ege’nin diğer yakasına tatile gideceğimi düşünüyorum.
*
Yaz aylarında gündem ne kadar kalabalık olursa olsun bütün sektörlerde olduğu gibi gazetecilikte de bir rehavet başlar.
Bunun etkisiyle gündemi şöyle göz ucuyla takip edebiliriz ancak.
Denizden yeni çıkmışım, üzerimdeki tuzlu su henüz kurumamış.
Elimde buz gibi bir Mamos güneşin keyfini çıkarıyorum.
Aziz’den bir mesaj geldi.
Vitrin başkanı Ali Yıldırım Sezer bir röportaj vermiş ve Gölcük’le ilgili açıklamalarda bulunmuş.
Ne demiş ne etmiş çok merak etmiyordum.
Ta ki Hisareyn konusunda haklı çıktıklarını iddia ettiği haberi görene kadar.
Mahkeme takipsizlik kararı vermiş, bu sebeple Gölcük Belediyesi olarak haklı çıkmışlar.
Tarım alanlarına Gölcük Belediyesi olarak hiçbir zarar vermemişler.
Açık otopark için “planlı alana” izin vermişler.
Başkan öyle bir kıvırmış ki şaşkınlığımı gizleyemedim.
Çok alışmış demek ki kıvırmaya.
Kem küm etmeden yanlış olduğunu bilse de doğruları çarpıtmaya, yalan söylemeye…
Süslü ifadeler kullanmış, ne dediği çok anlaşılmasın istemiş, kafastral alanlar demiş, planlar demiş…
Ben olsam utanırım, o utanmamış.
*
Bağımsız Kocaeli Gazetesi yarısı mutlak tarım arazisi olan 55 dönüm arazi üzerine lojistik tesis kurulduğunu ortaya çıkardı.
Bu kaçak lojistik tesisin tek bir giriş kapısı vardı.
Tamamı betonla kaplanmıştı.
Haberler çıktıktan birkaç gün sonra Gölcük Belediyesi’ni kapalı kapılar ardında asıl yöneten isim olan Kemal Kahraman Bağımsız Kocaeli’ye özel açıklamalar yaptı ve İmar Kanunu 37. Maddesi gereğince açık otopark ruhsatı verdiklerini, her şeyin kuralına uygun olduğunu anlattı.
*
Çok net sorular soracağım;
Gölcük Belediyesi açık otopark ruhsatını imar planlarında konut arazisi olan parseller için vermişti.
Peki bu ruhsat verilirken Gölcük Belediyesi’nden tek bir kişi gidip bu işletmeye bakmadı mı?
İşletmenin sadece o parsellerde değil, yarısı mutlak tarım arazisi olan 55 dönüm arazi üzerinde hizmet verdiğini görmedi mi?
Gölcük Belediyesi’nden tek bir Allah’ın kulu, “Burada tek bir giriş kapısı var, siz küçücük bir parsel için ruhsat alıyorsunuz, 55 dönümün tamamını telle çevirip beton dökemezsiniz” diyemedi mi?
İmar Kanunu 37. Maddesi, nüfus yoğunluğu ve otopark alanı yetersizliğini öngörür. Açık otopark dediğiniz alana vatandaş gidip aracını park etmelidir. Bu madde gereği ruhsat verdiyseniz bölgede bir otopark sorunu olmalıdır. Gölcük Belediyesi’nin verdiği bu ruhsat usulsüz değil midir?
Madem siz haklı çıktınız vitrin başkanı, o halde 55 dönüm arazide hizmet veren kaçak lojistik tesisin yarısı Bağımsız Kocaeli’nin haberleri sonrasında neden yıkıldı?
Neden arazinin yarısındaki tel örgüler kaldırıldı?
Neden haberlerimiz sonrasında tarım il müdürlüğü söz konusu kaçak lojistik tesise 1.7 milyon TL ceza kesti?
*
Belediyeyi sen yönetmiyorsun vitrin başkan bunu sağır sultan bile biliyor.
Kemal Kahraman ve şürekası ne derse Gölcük’te o oluyor.
Gölcük kahramanları ilçende istedikleri gibi at koşturuyor, sen de göz yumuyordun.
Artık göz yummayı bir kenara bırakmış, aynı kayığa binmişsin.
Yapılan hataları, yanlışları, ruhsat oyunlarını savunur olmuşsun.
Ali başkan düzgün adamdır diyenler vardı bir zamanlar.
Kahramanlar yapıyor, Ali başkan müdahale edemiyor diyorlardı.
Onun da aşamadıkları vardır elbet diyorlardı.
Şimdi Gölcük’ün kahvelerinde Ali başkan da bir kahraman olmuş diyorlar.
Aynı gemide hepsi diyorlar.
Gemi su alıyor, batıyor vitrin başkanı.
Sen güvertenin kıyıdan gözüken kısmında istediğin kadar gülümse, istediğin kadar kıvır.
Herkes biliyor alt tarafta, makine dairesinde kimin kaptan olduğunu.
Bugün değil belki ama yarın elbet olacak.
O gemi batacak.
Mühür elinden düşecek.
İşte o zaman seleflerinden bir farkın kalmayacak.
İlçenin caddelerinde gezip, selam alıp veremeyecek hale geleceksin…
Gölcük kentsel dönüşümüne dikkat!
Daha önce de farklı kereler yazdım.
Gölcük’teki kentsel dönüşüm çalışmaları çok önemli.
Kemal Kahraman’ın oğlu malum devasa vinçler aldı.
Büyükşehirde çalışıyordu, istifa etti.
Vinçleri Gölcük merkezde kentsel dönüşüm yapan inşaat firmasına kiraladı.
E o çalışmalar bitince ne olacak?
Yeni kentsel dönüşüm çalışmaları beklenecek.
Sadece vinçler değil mesele.
Kahramanlar inşaatı da seviyor, hafriyatı da…
*
Normal bir belediyede belediyeyi yöneten icracı bir ismin oğlu böyle bir iş yapsa ortalık ayağa kalkardı.
Düşünün ki denetlediğiniz, ruhsatlarını verdiğiniz, ilçenizde en büyük kentsel dönüşümü yapan firmaya oğlunuz vinç kiralıyor.
Akıl alır gibi değil.
Ama işte oluyor.
*
Vitrin başkanı da benim aylardır dikkat çektiğim noktaya eğilmiş.
Gölcük’te gelecek kentsel dönüşüm çalışmalarını öve öve anlatmış.
Ne diyeyim, ben Gölcük adına çok tedirgin oldum.
Birilerinin ağzı sulanmış, birileri ellerini ovuşturarak kentsel dönüşümün yayılmasını bekliyor.
Benim gözüm kulağım bu çalışmalarda, siz de dikkat kesilin…



YORUMLAR