Göğsümün üzerinde bir örs taşıyorum 2 gündür aralıksız.
Sevgili kuzenim 31 yaşında geçirdiği kalp krizi sonrası hayatını kaybetti.
Hiçbir kötü alışkanlığı yoktu.
Düzenli spor yapıyor, sağlıklı besleniyordu.
Bir anda gelen sancı ile evinde yere yığıldı, bir daha ayağa kalkamadı.
Cenazesi henüz Arnavutluk’ta.
Büyük ihtimalle perşembe günü öğle namazına müteakip Derince’den kaldırıp, defnedeceğiz.
*
Her ölümün kendince bir ağırlığı var elbet.
Ancak ölen yakınımız olduğun farkında varıyoruz bu ağırlığın.
Geride kalanların kimine pek bir şey olmuyor.
Çok çabuk gündelik telaşın içine karışabiliyorlar yeniden.
Kimi ise büyük bir yükün altında kalıyor.
*
Uzun süredir hayatı sorguluyorum.
Pek çok dostuma şaka yollu, “Ben artık emekli oldum” diyorum.
Sürekli kendime boş vakit yaratıyor, her boş vaktimde kendim için bir şeyler yapmaya çalışıyorum.
Kah motosikletle kendimi yollara atıyorum, kah Avrupa’da yeni bir şehir tanıyorum.
Bazen fotoğraf makinemi alıp çıkıyorum sokaklara, bazen drone ile uçuyorum uçsuz bucaksız gökyüzünde.
Bilgisayar oyunu oynuyorum sık sık.
Güzel müzik dinlemeye çalışıyorum.
Eski plaklara ulaşmaya çabalıyorum.
Bol bol okuyorum.
Beni mutlu edecek ne varsa onu yapmaya çalışıyorum.
Ancak yine de tam anlamıyla mutlu olamıyorum.
İçimde farkındalığın derin dehlizi her geçen gün büyüyor.
Ne yaparsam yapayım, neye sahip olursam olayım o dehlizin dolmayacağını çok iyi biliyorum.
Eğer itikatlı bir ailede, temiz bir çocuk olarak büyütülmüş olsaydım bu farkındalığımla derviş olurdum sanırım.
Ancak yetiştiğim ortam, yıllar süren babasızlığım, yalnızlığım, her şeyi kendi çabalarımla başarmak zorunda kalışım beni dünyevi meselelerin içine itti hep.
Ahiret için pek adım atamadım.
*
Her ölümün kendince bir ağırlığı var evet.
Ve ben çevremdeki her ölümde sonra bir tokat daha yerim zihnime.
Hali hazırda düştüğüm boşluk büyür de büyür.
Saatler süren sorgulamalarımı günler boyu peşi sıra dizerim.
“Hayat kısa/ kuşlar uçuyor” demişti Cemal Süreya.
Peki, bir kuş uçuşundan farksız ömrümüzde bu hırs, bu çaba neden?
Bu kin, bu öfke neden?
Peşi sıra söylenen yalanlar, atılan taklalar neden?
Bu koltuk sevdaları, bu bitmek tükenmek bilmeyen dünya malı uğraşı neden?
10 dakika sonrası garanti olmayan insanların bir kenti yönetirken kılıktan kılığa girmeleri neden?
Etrafımdaki kimseyi tanıyamıyorum.
Her gün gazetelerde gördüğüm kimseyi tanıyamıyorum.
Arkadan sürekli bin bir iş çevirip sokakta görünce hayasızca ‘merhaba’ diyen tanıdıklar bir yanda.
Ceplerini doldurabilmek için yapmadığını bırakmayan paragözler diğer yanda.
*
Yakındır kafayı yiyeceğim.
Tebliğciler gibi sokak sokak gezip “ölüm var, ölüm” diye bağırmama çok az kaldı.
Yaklaşmadan, yoklamadan kimsenin umurunda değil ölüm.
Zannediliyor ki bu hayat sonsuza kadar sürecek.
Zannediliyor ki yalanlarla, taklalarla, yolsuzluklarla, üçkağıtlarla elde edilen milyonlar, mal ve mülkler öbür baki kalacak.
*
İlhan Dilek ne de güzel anlatmış aslında şiirinde;
“Hiçbir zaman anlamadı insanoğlu
Dünya birine kalacak olsaydı Süleyman’a kalırdı
Ölüm satın alınsaydı Nemrut tutar alırdı
Çıkmadık canlara derman bulurdu
Lokman Hekim ölmedi mi?
Bu yüzden hiç korkmadık biz
Umudumuz hep Allah’tandı.
Derdimize yüksel dedik, istediğin kadar yüksel!
Nasıl olsa geçmeyecek misin?
Zalimlere güçlen dedik, dilediğin kadar güçlen!
Nasıl olsa düşmeyecek misin?
Öyle oldu, olacak.
Bu dünya iyiyle kötünün arasında bir yerde
Ama günü geldiğinde iyilerden taraf olacak.”
*
Ben her ne kadar dünyanın iyilerden taraf filan olacağına inanmasam da, bu dünyanın hiç kimseye hiçbir şekilde kalmayacağının farkındayım.
Bu dünyanın fani olduğunun da öyle.
Elbet bir gün aldığım nefes bitecek.
Ama 5 eksik, ama 5 fazla.
Bir köşe başında yahut rahat yatağımda kapatacağım ben gözlerimi.
Kim bilir belki 10 dakika sonra?
Bu sebeple bana dert olan hiçbir şeye katlanmak zorunda hissetmiyorum kendimi.
Yapmacık gülümsemiyorum.
Sıkılacağım ortamlardan uzak duruyorum.
Beni mutlu etmeyen kim varsa çevremde yol veriyorum.
Bu sebeple neredeyse hiç kimseyle görüşmüyorum.
Neredeyse asosyal denecek kadar çekildim kabuğuma.
Sadece yaşıyorum.
Hiçbir hırsım, çabam, planım, programım, yalanım, fazladan söylenecek tek bir sözüm olmadan yaşıyorum.
Kendim için yaşıyorum.
Siz de öyle yapın.
Belki mutlu olamazsınız.
Ancak mutsuz olmayacağınız, en azından gereksiz sıkıntılardan uzaklaşacağınız kesin.
Ötesi inanın çok yorucu.
Ötesi inanın milyonlarca yalan, milyonlarca sahte yüz, milyonlarca sahte ilişki üzerine kurulu.
*
Göğsümün üzerinde bir örs taşıyorum 2 gündür aralıksız.
Sevgili kuzenim 31 yaşında geçirdiği kalp krizi sonrası hayatını kaybetti.
Hiçbir kötü alışkanlığı yoktu.
Düzenli spor yapıyor, sağlıklı besleniyordu.
Bir anda gelen sancı ile evinde yere yığıldı, bir daha ayağa kalkamadı.
Cenazesi henüz Arnavutluk’ta.
Büyük ihtimalle perşembe günü öğle namazına müteakip Derince’den kaldırıp, defnedeceğiz.
Gencecikti iki gözümün çiçeği.
Allah rahmet eylesin.
Toprağı bolsun inşallah.
Işık içinde yatsın.



YORUMLAR