Kocaeli Kadın Platformu, İzmit Sabri Yalım Parkı’nda basın açıklaması gerçekleştirdi. Basın açıklamasında “Yasta değil, isyandayız”, “Kadın, yaşam, özgürlük”, “Makbul kadın olmayacağız kalıplarımıza sığmayacağız” gibi pankart ve dövizler açıldı. Kocaeli Kadın Platformu, bir günde 6 kadının öldürülmesine tepki gösterdiği açıklamasında söz konusu cinayetlerinin politik olduğunu belirtti. Kocaeli Kadın Platformu 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde İzmit’teki Belediye İş Hanı önünde toplanacaklarını duyurdu.
KADINLAR GÖZ GÖRE GÖRE ÖLÜME TERK EDİLİYOR
Bir gün içerisinde farklı şehirlerde 6 kadının öldürüldüğü belirten Kocaeli Kadın Platformu; “Bu bir ‘rastlantı’ değil. Bu bir ‘bireysel öfke’ değil. Bu bir ‘anlık cinnet’ değil. Bu, kadınlara karşı sürdürülen sistematik şiddetin sonucudur. Bu, cezasızlığın sonucudur. Bu, erkek egemen düzenin sonucudur. Bu, kadınların göz göre göre ölüme terk edildiği bir düzenin sonucudur” ifadesini kullandı.
“UZAKLAŞTIRMA KARARLARI UYGULANMIYOR”
Gebze’de Aylin Polat’ın hakkında uzaklaştırma kararı bulunan Erdal Dağ tarafından tren istasyonunda öldürüldüğüne dikkat çeken platform; uzaklaştırma kararları olmasına rağmen kadınların korunmadığına dikkat çekti. Kocaeli Kadın Platformu; “İstanbul Arnavutköy’de Filiz Şağbangül, boşanma aşamasında olduğu erkek Gıyasettin Şağbangül tarafından, üç çocuğunun gözleri önünde defalarca bıçaklanarak öldürüldü. Filiz, hayatta kalabilmek için sığınma evine gitmişti. Devletin koruması altında olması gereken bir kadın, korunmadı.
Van’da Gönül Alkan, hakkında uzaklaştırma kararı aldırdığı erkek tarafından gece saatlerinde öldürüldü. Osmaniye’de İlknur Kor, boşandığı erkek tarafından ateşli silahla öldürüldü. Aksaray’da Kübra Kılıç ve Zeynep Ayaz, bir erkek tarafından silahla öldürüldü. Bu isimleri tek tek söylüyoruz. Çünkü bu düzen, kadınları önce öldürüyor, sonra sayılaştırılıyor, sonra unutturmaya çalışıyor. Biz unutmuyoruz” açıklamasında bulundu.
2025 YILINDA 294 KADIN ÖLDÜRÜLDÜ
Kocaeli Kadın Platformu’nun açıklaması şöyle: “Bu ülkede 2026 yılının ikinci ayının bitmesine daha günler varken 56 kadın öldürüldü. Süheyla, Zeynep, Ceren Bahar, Songül, Kezban Emine, onlardan sadece biriydi. Devletin korumadığı, önlem almadığı için şimdi kadın cinayetlerinin sayısal verilerini girdi maalesef. Bu gerçekten çok korkunç bir tablo. Her gün en az 2 kadın hayattan, yaşamdan koparılıyor.
2025 yılında erkekler tarafından en az 294 kadın öldürüldü; 297 kadın ise şüpheli şekilde ölü bulundu. Öldürülen 294 kadından 69’u; boşanmak istediği, barışmayı, evlenmeyi, ilişkiyi reddettiği için, yani kendi hayatına dair karar almak istediği için öldürüldü. Kadınların yüzde 61’i kendi evlerinde öldürüldü. En az 203 kadın, aile üyeleri tarafından öldürüldü. En az 23 kadın, koruma kararına rağmen katledildi. Ve bu yıl 17 kadın, kolluk görevlileri tarafından öldürüldü; güya kadınların yaşam hakkını koruması gerekenler, bizzat katil oldular. Yeni infaz düzenlemesiyle cezaevinden çıkan bir hükümlü, tahliyesinin kısa süre sonra Rojda Yakışıklı’yı öldürdü.
SON 5 YILDA 1.267 KADIN ÖLÜMÜ KAYDEDİLDİ
Son beş yılda en az 1.267 şüpheli kadın ölümü kayda geçti ve bunların çoğu hâlâ aydınlatılmadı. “Şüpheli ölüm” demek; cezasızlık demek. Fail erkekleri korumak demek. Erkek şiddetinin üstünü örtmek demek. Daha geçtiğimiz hafta hiçbir sağlık problemi yokken Muğla’da şüpheli şekilde ölü bulunan Bahar’a ne oldu? demeye; Nadira’ya, Hande’ye, Dina’ya, Rojin’e, Narin’e ne oldu? Gülistan nerede? diye sormaya devam edeceğiz.
Katiller uzaktan gelmiyor. Aynı otobüse bindiğimiz, aynı apartmanda oturduğumuz, hayatımızı ve evimizi paylaştığımız erkekler. Bu düzenin verdiği ayrıcalıkları hak belleyen erkekler. Ama katiller yalnızca bıçağı, silahı tutan eller değil. Kadınlar sadece korunmadıkları için değil, erkekler aklanıp cesaretlendirildiği için öldürülüyor.
FAİLLER GÜVENİ DEVLETTEN ALIYOR
Fail erkekler biliyor: Kadınları tehdit ettiklerinde karşılarına gerçek bir engel çıkmayacağını, kadınları öldürdüklerinde “iyi hal indirimi” alabileceklerini, kadınların hayatlarının mahkeme salonlarında didik didik edilip kendi cinayetlerinin gerekçelendirilmesine dönüştürüleceğini biliyorlar. Bu yüzden öldürüyorlar.
Failler bu güveni devletten alıyorlar. İstanbul Sözleşmesi’nden bir gecede çekilenler, 6284’ü uygulamayanlar, koruma kararlarını kâğıt üzerinde bırakan ve ihlal eden erkeğin karşısına çıkmayan yargı ve kolluktan, haksız tahrik indirimiyle failleri ödüllendiren mahkemelerden, “iyi hal” göstererek ceza indiren hâkimlerden, cezaevlerini boşaltarak kadın katillerini serbest bırakanlardan alıyorlar. “Ben seni öldürürüm, iki yıl yatar çıkarım, bana bir şey olmaz” diyen erkekler bu güveni; yargısıyla, polisiyle, yasalarıyla bütünüyle bu sistemden alıyorlar. Kadınların yaşam hakkını korumayanlar, fail erkekleri cesaretlendirenler, kadınları erkek şiddetine karşı korumayanlar yani bu devlet, korumadığı her kadının, kapattığı her dosyanın failidir.
KADIN İŞÇİLERİ ÖLDÜREN PATRONLAR AKLANIYOR
Geçtiğimiz kasım ayında Dilovası’nda ruhsatsız faaliyet gösteren fabrikada 3’ü kadın, 3’ü kız çocuğu, 1 erkek işçi yanarak öldü. Sömürü düzeninde, ruhsatsız ve hiçbir iş güvenliği dahi uygulamadan fabrika çalıştırıyorlar, devlet kadın işçileri öldüren patronları aklıyor. Erkekler tarafından öldürülmeyi de, sömürü düzeni içinde ucuz işgücü olarak görülüp iş yerlerinde ölmeyi de kabul etmiyoruz.
KADIN CİNAYETLERİ POLİTİKTİR
Bu sistem; kadınların hayatını değil erkek egemenliğini koruyan, şiddeti önlemek yerine meşrulaştıran, failleri cezalandırmak yerine ödüllendiren, kadınların yaşam hakkını değil erkeklerin tahakküm hakkını güvence altına alan bir sistemdir. Bu yüzden söylüyoruz: Kadın cinayetleri politiktir.
Öfkeliyiz, kadınları öldüren, cezasızlık politikaları ile failleri ödüllendiren bu sisteme öfkeliyiz. Öldürülen her bir kadının adını hafızamızda taşıyoruz. Emine Bulut’u unutmadık. Şebnem Şirin’i, Hande Kader’i, kanıyla “Beni Ragıp vurdu” yazan Nurtaç Canan’ı unutmadık. Filiz’i, Aylin’i, Gönül’ü, İlknur’u, Kübra’yı, Zeynep’i unutmayacağız.
8 MART İÇİN KADINLARA ÇAĞRI
Bizler, hayatlarımızı savunmak için buradayız. Bir kişi daha eksilmemek için buradayız. Birbirimizden vazgeçmemek için buradayız. Sokaklarda, meydanlarda, mahallelerde, fabrikalarda büyütüyoruz öfkemizi. Filistin’de, Rojava’da, İran’da, Afganistan’da, Hindistan’da direnen kadınların mücadelesi bizim mücadelemiz. “Dünyadaki bütün kadınlar özgür olana dek ben de özgür değilim” diyoruz. Birbirimizden vazgeçmiyoruz. Kırıntıları değil, hayatı istiyoruz. Bu sistem bize bir hayat borçlu.
Erkek şiddetine, devlet şiddetine karşı gücümüzü birbirimizden, isyanımızdan alıyoruz. Yoksulluğa, sömürüye, savaşa ve şiddete karşı kadınlar isyandayız! 8 Mart Pazar günü Kocaeli Kadın Platformu olarak saat 14.00’de Belediye İşhanı önünde toplanıyoruz.”
