Bir gazeteci dostum, “Uğur da mahallenin delisi. Ardını düşünmeden ne varsa yazıyor” dedi bugün kalabalık bir sohbette.
Bugün yayınladığımız “Kocaeli Büyükşehir Belediyesi 4 ay önce kurulan şirkete davet usulü ihaleyle 2.5 milyon liralık iş verdi” haberiyle ilgili konuşurken…
Hoşuma gitti.
Gazeteci dediğiniz aslında tam da bu değil mi?
“Mahallenin delisi”…
*
Bizim ülkemizde öyle değil ama genel olarak gazeteciler hep el üstünde tutulur.
Her konunun üzerine korkusuzca, yarın ne olacak diye düşünmeden giderler.
Genellikle de gazetecilere bir şey olmaz, haberlerine konu olan hatalı kimselere bir şeyler olur.
Bizde öyle mi?
Elbette hayır.
Gazeteci hangi cenahı eleştirirse oradan tepki görür.
Oranın kötüsü olur.
Yerelde ise çok fazla dışlayamayacakları, ötekileştiremeyecekleri kadar samimi ise bütün çevrelerle o zaman “mahallenin delisi” olur.
Kendi adıma bu delilik çok işime yarıyor.
Herkesi ‘ama’sız eleştirebiliyorum.
Ne mutlu.
*
Aziz (Aziz Muhammet Ulubaş) yukarıda bahsettiğim, aşağıda paylaştığım o haberi bana pazartesi günü iletti.
Güzelce yazdı.
Hemen her gün revize ettirdim.
Bir haftadır haber gidiyor, geliyor.
Son olarak Ticaret Sicil Gazetesi’nden şirket kuruluşuna baktı.
Haberin değeri çok ama çok arttı.
Şirket sadece 4 ay önce kurulmuş.
4 ay önce kurulan şirkete 2.5 milyon ihale vermek…
Muhteşem.
Haberi aşağıya bırakıyorum.
Kocaeli Büyükşehir, 15 bin çocuk kitabına 2,5 milyon lira harcadı!
Normalde yaptığımız haberlerden sonra o haberleri tekrara düşen yazılar yazmamaya özen gösteriyorum.
Ancak bugün bu yazıyı tetikleyen “mahallenin delisi” benzetmesi oldu.
İyi de oldu, hoş da oldu.
Ne mutlu doğru bildiğinden bir adım geri gitmeyene.
Ne mutlu doğru bildiğini yazmadıkça rahat etmeyene.
Ve ne mutlu doğru bildikleri uğruna mahallelerinin delisi olanlara…
Mahallenin aptalı!
Bu benzetmede bir özeleştiri olarak geçsin kayıtlara.
Bazen çok büyük aptallıklar ediyorum.
Hemen hepsinden ders çıkarmaya çalışıyorum.
Dünden beri aptallığım nedeniyle vicdan terazisinde epey bir sıkıntı çekiyorum.
*
Bir konu var anlatmam gereken, ancak anlatamıyorum.
Bir konu var eksiklerini bilmeniz gereken, ancak bildiremiyorum.
Çünkü büyük bir aptallık yaptım.
Bir reklam sözleşmesine okumadan imza attım.
Reklam verenle ilgili olumsuz haber yapılmayacağı da yazıyor sözleşmede.
Şöyle bir maddesi de mevcut; “İşbu sözleşmede işveren hakkında yapılan olumsuz haberlere karşı işvereni korumaya yönelik haberler işverenin talep ettiği süreler dahilinde yapılacaktır.”
Neyse ki sözleşmede işveren olarak adlandırılan reklam verenin hiçbir yıkama yağlama haberine imza atmamışız bugüne kadar.
Sözleşmede yaptırım olmasa, gelecek reklam ücreti filan umurumda değil, yırtar atarım.
Ancak az bir zamanı kalmış.
31 Aralık 2025 itibariyle sona eriyor sözleşme.
O zaman kadar anlatmam gerekenler eskiyecektir elbette.
Çünkü anlatacaklarım şu 3 günü özel olarak ilgilendiriyordu.
İçime dert oldu, paylaşayım istedim.
Siz siz olun, okumadan hiçbir sözleşmeye imza atmayın.
Mahallenin safı!
Ben bazı konularda deli, bazı konularda aptal olduğum gibi bazı konularda da çok saf oluyorum.
Biri bir şey söylediğinde hele ki kenti yöneten biriyse doğruluğuna inanıyorum.
Saflığımın konusu çöp tesisi.
2016 yılında dönemin Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Tahir Büyükakın bir toplantı düzenlemiş ve çöp tesisi ile ilgili şunları söylemişti:
“İzmit ve Dilovası’ndaki depolama sahalarının 3 yıl ömrü kaldı.
Çöp fabrikasının yapımı 4 yıl sürüyor ve çok uzun bir izin süreci var.
Bu kentin daha fazla zamanı kalmadı.
Biz çöplüğü istemiyoruz derken Kocaeli’nin her yerini çöplük yapma riskiyle karşı karşıyayız.
Uzun süre hangi teknikle çalışmamız gerektiği noktasında çalıştık.
Bir günde çöp tesisi yapalım demedik.
5 yıl öncesinde belediyemiz bunun farkındaydı.
Yapacağımız tesis en yakın köye iki buçuk kilometre uzaklıkta.
Bu fabrikadan dışarı koku çıkma gibi bir durum olamaz.
Fabrikanın içinde bile koku duyamazsınız.
Bu tesis bütün normları sağlayacak şekilde yapılacak.
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi olarak Kocaeli yeniden çöplük olsun, çöp koksun istemiyoruz.
Vakıfbank’tan bir yıl öncesinde krediyi çektik 600 milyon ile 800 milyon arasında bir maliyeti olacağını düşünüyoruz.
Günlük 2 bin ton çöp yakma kapasitesi olacak.”
*
Bakın bu sözler Körfez’de inşa edilecek çöp tesisi halkın tepkisi sonrasında iptal edilince karar verilen yeni bölge olan İzmit Umuttepe’de inşa edilmek istenen tesis için söylenmişti.
Aradan yıllar geçti.
Tepkiler üzerinde Umuttepe’den de vazgeçildi.
Kandıra için düğmeye basıldı.
Kandıra’da bütün süreçler tamamlandı, neredeyse kazma vurulacaktı.
Bugün öğrendik ki Kandıra’dan da vazgeçilmiş.
Aklım almıyor.
Zekam yetmiyor.
*
2016 yılında 3 yıllık çöp depolama alanımız kalmıştı.
Bugün geldik 2025 yılının sonuna.
Daha çöp tesisinin yani katı atık bertaraf tesisinin bir çivisi bile yok ortada.
İnşaatın 3-4 yıl süreceği tahmin ediliyor.
Peki 3 yıllık depolama alanının 6 yıl ilerisine geçmişken bu 3-4 yıllık süreyi daha da uzatmanın anlamı ne?
İlçe ilçe proje gezdirip en az tepki gelen bölgede mi inşa edeceğiz bu çöp tesisini?
Hani önemli olan kurumların vereceği karardı?
Kurumlar kararını vermedi mi?
ÇED süreci tamamlanmadı mı?
Şimdi proje mahkemelik oldu.
E iyi de Dubai Port gibi direkt sermaye sahibinin cebine yarayan projeler mahkeme kararlarına rağmen inşa edilmedi mi?
Çöp tesisi gibi kent için en önemli konuda neden bütün yasal süreçlerin tamamlanması gerekiyor?
Neden yasal süreçler dahi beklenmeden vatandaş biraz tepki gösterdiğinde projeler iptal edilip yenileri ortaya çıkıyor?
Bir de Vakıfbank’tan 2016 yılında çekilen 800 milyonluk kredi var tabi, nerede ne oldu?
*
Bugün Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı olan Tahir Büyükakın, 9 yıl önce söylediklerini unuttu mu?
Geçtiğimiz yıl genel sekreter yardımcısı Gökmen Mengüç herkesi topladı ve çöp tesisini anlattı.
Özel bir şirket tarafından yönetilen Ar-Ge projesinin patladığını söyledi.
Belediyenin Kandıra dışında başka bir planı olmadığını açıkladı.
Hatta şirin gözükmek için kurulacak tesisteki çöpün son halini temsili olarak gazetecilere özel kaplar içinde dağıttı.
Üstelik öyle ki çöplerin içine lavanta esansı sıkılmıştı.
Büyükşehir o denli çaresizdi yani çöp tesisi konusunda.
Hep beraber destek verdik.
*
Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın bugün meclis toplantısında açıkladı.
Detay vermedi ama öğrendik ki 1 yıl gibi kısa bir sürede büyükşehir belediyesi yeni bir hamle yapmış.
Ar-Ge çalışması gerçekleştirmiş.
Yeni bir çöp bertaraf sistemi keşfetmiş.
Artık ana plan o tesisi inşa etmek olacakmış.
Kandıra’daki Çed onayı alan o tesis artık ana plan olmayacakmış.
*
E iyi de 9 yıl önce 3 yıllık ömrü kalan katı atık depolama sorunumuz ne olacak?
Her gün 2 bin ton çöp üretiyoruz bu çöpler nereye konacak, nasıl bertaraf edilecek?
Bugün “Ben bertaraf tesisi yapıyorum” deseniz 3-4 sene inşası sürecek.
Dedim ya ben mahallenin safıyım.
Bir yetkili çıkıp da bir şey dediğinde hemen inanıyorum.
Ancak denilenler sürekli yanlış çıktığında, her söylenen söz yendiğinde, her gelen tepki sonrasında söylenen sözler değiştirildiğinde, unutturulduğunda bir rahatsızlık hissediyorum.
Sanırım her geçen gün düşünme ve anlama kapasitem artıyor.
Öyle ya atasözü bile var; bıyık büküle büküle kaytan, insan öpüle öpüle şeytan olurmuş.
İster istemez gelişiyorum.



Uğur yazı olmuş ama yoksun piyasada değilsin gazeten yok mahallede yoksun seni kandırmışlar