Kocaeli metropol olmak ile kasaba kalmak arasında sıkışmış bir kent.
Ben Kocaeli’nin kasaba kalmasını dileyenlerdenim.
Bu dileğimiz elbette kabul olmadı.
Kocaeli’nin ırzına geçtiler.
Limanları diktiler peşi sıra ilkin.
Sanayi tesislerine canım ovaları peşkeş çektiler sonra.
Sanmayın ki sadece Ak Parti döneminde yaşandı bunlar.
CHP’lisi de pek önemsemedi kentin doğasını.
POSCO’nun bulunduğu bölgeye, o yemyeşil ovaya sanayi imar izni veren CHP’li belediye başkanı değil miydi?
Marka üretim tesisleri gelsin diye kırk takla atmadılar mı?
*
Bu marka merakı nedir anlamakta güçlük çekiyorum.
İnsan üretirse iş sahibi olur.
Tarım olmayan bölgelerde sanayinin güçlenmesini ben de istiyorum.
Ama tarım arazilerinin göbeğine sanayi tesislerinin dikilmesini hazmedemiyorum.
Kartepe’de Fritolay olmasa, benzer üretim tesisleri olması bugün binlerce kişi işsiz kalır.
Ama o binlerce kişi o fabrikalar var diye bölgeye gitmedi mi?
Fabrikalardan önce Kartepe’de vatandaş taş mı yiyordu?
Arazilerini ekiyordu, hayvanını besliyordu karnını doyuruyordu.
İzmit Ovası da aynı şekilde.
Yılda 3-4 kez hasat alınan ovada vatandaş üretiyordu.
Tarım ürünleri İstanbul’a Ankara’a gönderiliyordu.
Ne oldu?
Diktiler devasa fabrikaları, insanları asgari ücretle sendikal örgütlülükten uzak, sürünme standartlarında bir yaşama mahkum ettiler.
*
Bütün bunlar Kocaeli’nin metropol olarak görülmesiyle başladı.
Bir kısım Kocaeli’yi metropol olarak gördü.
İş üretmek istedi.
Sanayiyi hem de en ağırını kentimize getirdi.
İzmit Körfezi’nin kirletilmesine izin verdi.
Doğanın katledilmesine göz yumdu.
Hava kalitesinin düşmesini umursamadı…
Para hırsıyla hareket etti, Kocaeli’nin bir anlamda ırzına geçti.
*
Kocaeli’de özellikle İzmit Ovası büyük bir üretim üssüydü dedim.
100 yıl öncesinin belgelerinde özellikle soğan öne çıkıyor.
Malum bir dönem Türkiye’de hızla yükselen soğan fiyatlarının önüne geçilemiyordu.
Soğan depolarına düzenlenen baskınlar ve ithalat süresinin uzatılması da fiyatlara etki etmedi.
Her geçen gün artan soğan fiyatları sadece birkaç yıl önce değil yıllar önce Osmanlı’da da büyük bir dertti.
Başbakanlık Osmanlı Arşivleri’nden edinilen bilgilere göre soğan stokçuluğu özellikle Kocaeli bölgesinde yaygındı.
Osmanlı döneminde de bugüne benzer yollarla depolanan soğanlar, daha fazla kar elde etmek isteyen aracılar nedeniyle karaborsaya kadar düşmüştü.
Arşivlerde yer alan belgeler arasında Kocaeli’de soğan karaborsası oluşturmak isteyenlere karşı alınacak önlemleri içeren özel emirler var.
31 Ağustos 1800 tarihli Osmanlıca bir belgede İzmit Mutasarrıfı’na “Memlekette soğan fazlasıyla üretilmesine rağmen bir takım kişilerin İzmit ve civarındaki iskelelere getirilen soğanları toplayarak, yüksek fiyatla piyasaya sürdükleri anlaşıldığından İzmit, Değirmendere, Kazıklı ve Başiskele iskelelerine getirilen soğanların satılmayarak, tamamının İstanbul’a nakledilmesi” emrediliyor.
Bir başka belge ise 25 Nisan 1789 yılına ait. Söz konusu belge İzmit ve Karamürsel kadılarına gönderilmiş.
Kadılara verilen talimatta, “İstanbul’un şiddetle ihtiyacı olduğu kömür, odun, peynir, soğan ve sairenin her kimin yedinde bulunursa bulunsun alınarak gönderilmesi ve teferruatı hakkında İzmit ve Karamürsel kadılarına bilgi verilmesi” ifadeleri yer alıyor.
1916 tarihli bir belgede ise Kocaeli, bugün halen soğan deposu olarak bilinen Bursa Gelibolu ve Karacabey’le birlikte anılıyor.
Osmanlı’nın soğan ambarı olarak görülen Kocaeli’de yaşanan sıkıntı nedeniyle Ordu’ya soğan gönderilemeyeceği belirtilerek, “Bursa, İzmit, Gelibolu ve Karacabey’de soğan kalmadığından Ordu’nun soğan ihtiyacının karşılanamayacağı” bildiriliyor.
Kocaeli’de özellikle merkez ilçe İzmit tarımın geliştiği bir bölge olarak öne çıkıyor.
İzmit Ovası’nda soğan yetiştiriciliğinin geliştirilmesi amacıyla 21 Ocak 1923’te, cumhuriyetin ilanından yalnızca 3 ay önce özel bir kararname yayınlanıyor.
Söz konusu kararnamede “İzmit’te soğan ziraatının geliştirilmesi için İstanbul’dan ithal edilecek tohumluklardan gümrük vergisi alınmaması” kararı kamuoyuna duyuruluyor.
Cumhuriyetin ilk yıllarında soğan üretim merkezi olması planlanan İzmit’te şu anda tarım üretimi neredeyse sona erdi.
1950’li yıllarda başlayan sanayileşme hamlesinin merkezi konumunda olan kent kısa sürede yüzlerce fabrikayı 1. sınıf tarım arazilerine konuk etti.
Sanayi üretimi yükselirken, tarımsal üretim sona erdi.
Uğur bey çevre duyarlılığınız için sizi tebrik ediyorum.zaten daha önceki yazılarınızda hisareyn mevzusu ve buna benzer konuların ana öznesi rant geliyor maalesef nasıl bir rantsa herkes birbirinin göbeğine bağlı ses çıkmıyor çıkaranlar hakkında da iftira veya karalama kampanyası ile gündem oluşturuyorlar bir bakıyorsun en çalışkan ve dürüst insanları ortadan veya görevlerden uzaklaştırıp sahte kahramanlara meydan bırakılıyor eninde sonunda hakikatin ortaya çıkması gibi bir huyu var
Onca ihanetin başlangıcı sanayinin buraya gelmesi ile basladı bu yüzden izmitin tepeleri hazine arazileri yağmalandi herbir tepesi gettolaştı
Hisarynde dava süreci başladı ise eğer büyük şehirin verdiği rapor ile mahkemeye gelecek olan raporların takibini yapmanızı tavsiye ederim kahramanınız Sakarya bölge tarımlarda dolaşıyor ise eğer sizin daha önceki yazınızda dediğiniz gibi acil müdahale olsaydı daha farklı olurdu
Kürşat senin okuman yazman mı yok veya algıların mı kapalı veya güzel Türkçemizi anlamakta zorluk mu çekiyorsun? Başkan Sakarya bölge tarıma mı gitmiş Sakarya bölge orman müdürlüğüne gitmiş. Sakarya bölge orman müdürlüğü ile hisareynin ne alakası var. Vallahi de dedikodu aşığı olma hastalığı sizin zihinlerinizi esir almış.
Sadece Kocaeli’nin batısı değil güney değil maalesef kuzeyi de yağmalanıyor tarım arazileri Derince’de Körfez’de emlakçıların elinde can çekişiyor O yüzden eti sütü domatesi biberi bu kadar pahalı yemiyor muyuz zaten Tebrik ederim yazınızdan dolayı