Dilovası’ndaki Çolakoğlu Metalurji Fabrikası’nda nisan ayının başında büyük bir felaket meydana gelmişti.
Hurda metali eriterek geri dönüşmesini sağlayan devasa ark ocağının yanında bulunan pergel platform çöktü.
Platform üzerindeki 4 işçiden 3’ü hayatını kaybetti.
1 işçi ise yaralı olarak kurtuldu.
20 metre yükseklikten yere düşen işçilerin ölümüyle ilgili ne fabrikadan ne de Kocaeli’deki yetkili mercilerden yeterli bir açıklama yapılmadı.
Kaza nasıl meydana geldi?
Sorumluları kimdi?
Neredeyse hiçbir şey bilmiyoruz.
Biz bilmiyoruz ancak Dilovası bu cinayetin detayları ile adeta çalkalanıyor.
Vahim iddialar kulaktan kulağa yayılıyor.
Bölgedeki benzer fabrikalarda çalışan beyaz yakalar olayın detaylarını birbirlerine anlatıp kendi tesislerinde benzer olayların yaşanmaması için tedbir almaya çalışıyor.
*
Bir süre önce Çolakoğlu Metalurji Fabrikası’ndaki 3 işçinin ölümüyle sonuçlanan iş cinayetinin bütün detaylarını öğrendim.
Ancak durumu belgelemek için fabrika içerisinden net bilgi bekliyordum.
Derken birkaç gün önce telefonum çaldı.
Dilovası Belediyesi’nin Ak Partili Meclis Üyesi Mahmut Barış aradı.
O aramaya kadar inanın kimdir, nedir bilmiyor, tanımıyordum.
“Uğur kardeşim merhaba” dedi.
Şöyle devam etti; “Bizim burada şöyle konuşuluyor; Çolakoğlu’nda yaşananları sana ben anlatmışım. Sen de bunları ses kaydını almışsın. Ondan sonra da Çolakoğlu’yla ilgili köşe yazını yazmışsın.”
Yanında birileri olduğunu düşündüm.
Yoksa benimle daha önce hiç konuşmamış olan biri böyle bir iftira karşısında beni aramaz.
Bu iftirayı kim ortaya attıysa gider onu bulur…
*
Kendisiyle ilk defa konuştuğumuzu tekrarladım.
Bu iftirayı kim atıyorsa onu bulması gerektiğini söyledim.
Bir kimse benim haber kaynağım olacaksa ona güvenmem gerektiğini, onun da bana güvenmesi gerektiğini, bu sebeple bu güne kadar hiçbir haberimde kaynağımın ses kaydını almaya ihtiyaç duymadığımı da ekledim.
Elbette röportaj, söyleşi, açıklama gibi durumlarda ses kaydı almışlığım var, orası ayrı…
*
Mahmut Barış anladığım kadarıyla birileri ile beraberdi.
Yanındakilere, “Bulun numarasını, arayayım, Uğur’la konuşayım. Görün siz de benim bir alakam olmadığını” demişti.
Aradı, gösterdi.
Bu konuşma sonrasında zayıf hafızam yerine geldi.
Çolakoğlu’ndaki feci cinayetin üzerinden bir aya yakın bir zaman geçmişti.
Konuyla ilgili detaylar hala kamuoyu ile paylaşılmamıştı.
Ben de konuyu neredeyse unutmuştum.
Çolakoğlu’ndaki kimi isimlerle görüştüm yeniden.
Hafızamı tazeledim.
*
3 kişinin nasıl göz göre göre öldüğünü anlatmak, vahim iddiaları artık dile getirmek gerek.
Yoksa bu konu tamamen tozlu raflara kalkacak, geçiştirilip gidecek.
Çolakoğlu’nda devasa bir ark ocağı var.
Bu ocağın etrafında da döner bir platform bulunuyor.
Pergel platform diyorlar.
İşçiler ark ocağında bakım, onarım yapacakları zaman bu platforma çıkıyorlar.
Platform normal şartlarda kumanda ile kontrol ediliyor.
Otomatik olarak hareket ediyor.
İddialara göre Çolakoğlu’nda ark ocağına düzenli bakım ve onarım yapılıyor.
Ancak bu ark ocağının etrafında yer alan pergel platform konusunda yeterince titiz davranmıyorlar.
İddialara göre; kazadan bir hafta kadar önce platform arıza yapıyor.
Kumanda ile kontrol edilemiyor.
Onarılması lazım.
Ancak platformun onarılması demek, ark ocağındaki çalışmaların durması demek.
Gözlerini para hırsı bürümüş.
Platformu acil bakıma almak yerine manuel hareket ettirmeye başlıyorlar.
Rulmanlar çürümüş, platform eskimiş.
Birkaç gün manuel kullanılıyor.
Ancak daha fazla dayanamıyor ve çöküyor.
Sonuç; para hırsı nedeniyle 3 işçi hayatını kaybediyor.
1 işçi yaralanıyor.
3 işçinin öldürüldüğü bu cinayetle ilgili halen daha resmi bir açıklama yok.
Öğrendiğim kadarıyla sadece 2 kişi tutuklu.
Vardiya amirinden tutun da fabrikanın genel müdürüne kadar onlarca kişinin bu cinayet nedeniyle yargılanması gerekiyor.
Yargılanıyorlar mı, yargılanacaklar mı bilmiyoruz.
Kamuoyu vicdanı yaralı.
Kamuoyu ne olduğunu bilmek istiyor.
Ancak bir şekilde konu unutturuluyor.
Detaylar ise sadece Dilovası’nda kulaktan kulağa dolaşıyor.
Ancak bölge halkı bu ve benzer acılara alıştırıldı.
Herkes bu vahim durumu kabullenmiş durumda.
*
Olayın bir de acı kısmı var.
Mahmut Barış’ın telefonu ve yaşadıkları bana Çolakoğlu fabrikasındaki bambaşka bir ajandayı göstermiş oldu.
Çolakoğlu Metalurji Fabrikası’nın bazı yöneticileri ellerinden kan damlarken çok farklı hesaplar içine girmişler.
Kendi içlerinde bir cadı avı başlatmışlar.
Birbirilerini yeme derdindeler.
Önce fabrika içerisinde haberleri kimin ‘sızdırdığına’ dair bir arayış içerisine girmişler.
Ardından buna Dilovası’ndaki kimi isimleri de katarak yeni bir güç dengesi kurmanın peşine düşmüşler.
Dilovası Belediye Başkanı Ramazan Ömeroğlu’na kadar konuyu taşımışlar.
3 işçinin ölmesi filan dertler değil.
Dertleri bu olayın detaylarını Uğur’a kim, nasıl iletti…
Dertleri bu olayda birilerinin başı gidecekse hedefledikleri yöneticilerinin başının gitmesi…
Çolakoğlu Metalurji’de yeni bir yapılanma var bir süredir.
Ailenin genç nesli fabrikada söz sahibi oldu.
Ancak içeride büyük bir dedikodu kazanı var.
Yöneticiler arasında girift ilişkiler, sorunlar, kan davaları mevcut.
Hal böyle olunca kimsenin öncelikli derdi iş kazası yaşanmadan kaliteli bir üretim yapmak olmuyor.
Çolakoğlu ailesi Dilovası’nda sorunsuz bir üretim istiyorsa ilk olarak fabrika yönetiminde ciddi değişiklilere gitmeli.
Birkaç ay boyunca üretim hatları sıkı bir denetimden geçirilmeli ve sorunlar çözülmeli.
Bu dönemde öncelik “daha fazla kar” değil, “güvenli üretim” olmalı.
Yani her şeyden önce Çolakoğlu mantığını değiştirmeli.
Aksi halde Dilovası’nda yıllardır faaliyet sürdüren Çolakoğlu’nu çok büyük sorunlar bekliyor.
Zira nisan ayının başında adeta göz göre göre öldürülen 3 işçinin Çolakoğlu’ndaki ilk cinayet olmadığını herkes biliyor.
Elektrik akımına kapılarak can veren Tuncay Özsoy’u, üzerine forklift düşen Hamza Zengin’i, üretim bandına sıkışarak hayatını kaybeden Engin Gündüz’ü, gazetelere haber olmasın diye saklanan ve isimleri şu an bilinmeyen diğer ölümleri, yaralıları, Tamer Aydoğdu’yu, Resul Kardaş’ı, Şah İsmail Mayda’yı Dilovası unutmadı, unutmuyor.
Vakit Çolakoğlu için çok geç olmak üzere.
Dilovası’nda bıçak kemikte…



YORUMLAR