Sabah 9’u buluyor son zamanlarda yataktan başımı kaldırmam.
Bugünü saymazsak günlerdir adeta kavruluyoruz.
Erken kalkamadığım için bahçeye damla sulama sistemi kurdum.
Sebzelerin yine maşallahı var.
Domates, salatalık, biber peşi sıra dökülüyor.
Günde bir defa sulamak da yetmiyor.
Sabah akşam su vermek gerekiyor, veriyorum.
*
Şanslı insanlardanım şimdilik.
Klima bana dokunmuyor.
Sabah ilk iş klimayı açıyorum.
Evdeki işlerimi tamamladıktan sonra koşarak gazeteye iniyorum.
Yine ilk işim klimanın kumandasını elime almak alıyor.
Gün içerisinde araçta klima sonuna kadar açık.
Akşamları da klimasız yatamıyorum.
Gece 2-3 gibi kapatıyorum ancak.
Ben bir yolunu buluyorum serinlemenin de, bu barajlar, yeraltı su kaynakları ne olacak bilmiyorum.
Kocaeli’nin bugün itibariyle fark edilmese de en önemli sorunu su.
Kuraklık kapımızda.
Dönem dönem yağmur yağıyor da kuraklığın kapısından dönüyoruz.
Peki ya bir gün olur da yağmur yağmazsa?
Hayal edemiyorum.
Peki kentin, kentlinin umurunda mı su sorunu?
Hiç sanmıyorum.
Bir tartışma olsa, bir kavga çıksa, siyasiler birbirine laf atsa da oturup izlesek derdinde 2 milyon adeta.
Ben oturup izlemek istemiyorum.
İstemiyorum da elimden de pek bir şey gelmiyor bu konuda.
İSU’nun 2’ye 3’e katladığı su faturalarını ödüyorum maalesef ancak.
Elimden gelen bu.
*
3 yıl oldu Veli Ahmet Mahallesi’ndeyim.
1.000 TL’yi buluyordu ilk taşındığımda doğalgaz faturası.
Şimdi su faturası o kadar geliyor.
Anlam veremiyorum.
*
Günlerdir bir hareket edeyim, birkaç kelime yazayım diyorum köşe için elim gitmiyor.
Sadece sıcaklardan değil bu.
Kocaeli’de gündem yok.
Kocaeli’nin bir gündemi yok.
Yıllar yıllar önce bir yerel gazete temmuz ayının ilk günlerine “İzmit boşaldı” manşetiyle girmişti.
Herkesin tatile gittiği anlatılıyordu.
İnsanların büyük bir bölümü tatillerinden kısmış.
Asgari ücret 17 bin TL, ev kirası 15 bin TL.
Kim nereye, nasıl gitsin tatile?
Kentin sokakları tıka basa dolu o yüzden.
Serbesler’in önünde dondurma kuyruğu oluyor metrelerce.
Şükür vatandaş en azından dondurma alabiliyor şimdilik.
Seneye o da hayal olabilir gibi geliyor.
Enseyi karartmamak gerek filan diyenler olacak.
İktidar değişikliğinden bahsedenler olacak.
Kanmayın.
Düzenle ilgili sözler vardı, düzen değişmez filan diye… zorlamayayım.
*
Ama ne kadar da güzel, nasıl da tatlı uyutulduğumuzu bir anlatayım.
Bu kent balık hafızalı diyorum da bazen inanmıyorlar.
Değil 5-10 yıl önceki geçen seneki pek çok olay dahi hatırlanmıyor.
O sebeple bir belediye başkanı 4 yıl boyunca ne isterse yapıp, ne isterse söyleyebiliyor.
Son 6 ayda yaptıkları akılda kalıyor.
O sebeple sanayiciler kenti hoyratça katledebiliyor.
Yapılan bir çevre katliamı 1 yıl dahi akılda kalmıyor.
Kocaeli’nin eski fotoğraflarını açın bakın kent ne kadar yeşil.
Eski dediysem 100-200 yıl öncesi değil, 20-30 yıl dahi yeterli.
Nerede bir yeşil alan var hemen betona boğmuşlar, boğmaya da devam ediyorlar
*
İzmit Ovası diye bir ova bilir misiniz?
80’li yıllara kadar bu ova hem kentimizin hem de İstanbul ve Ankara başta olmak üzere çevre illerin sebze ihtiyacının büyük bölümünü karşılıyordu.
Peki o ovaya ne oldu?
İlk dinamiti dönemin CHP’li başkanı Yaşar Sönmez koydu.
Hyundai gelecek diye bölgede bir alanı sanayi alanı ilan etti.
Hyundai gelmedi ancak o alan sanayi olarak kaldı.
Alikahya’nın hemen yanı başındaydı.
Hyundai Alikahya’ya kuruldu, yan sanayisi ise Uzunçiftlik’te yükseldi.
Yaşar Sönmez’in yönetimindeki belde Hyundai olmasa irili ufaklı birkaç fabrikaya kavuşmuştu.
Marifet saydılar.
Bir yandan fabrikalar yükselirken bölge köylüsü üretim yapmayı sürdürüyordu.
Ta ki 2011 yılında POSCO dev bir demir çelik üretim tesisi kurana kadar.
*
O tesis alanında defalarca inceleme gezileri yapıldı.
Vatandaşın eylemlerini filan dün gibi hatırlıyorum.
POSCO yetkilileri ne kadar iyi bir iş yapacaklarını anlatmak için yerel basın mensuplarını toplayıp Güney Kore’ye dahi götürmüştü.
Orada koskoca bir şehri alt ve üstyapısına kadar nasıl ihya ettiklerini anlatmışlardı.
Üretim yapacaklar, çevreye zarar verecekler ancak kente de çok büyük yatırımlar yapacaklardı.
Tecavüz kaçınılmaz görünüyordu.
En azından yatırım yapacaklar denilerek göz yumuldu.
Sonuç ne oldu?
*
POSCO yönetiminden dün bir basın duyurusu paylaşıldı.
10 yıl içerisinde POSCO 2 milyon ton paslanmaz çelik üretti.
Peki POSCO bu kente ne yatırım yaptı?
Hangi alt ve üstyapı işini üstlendi?
Nerede bir aşevi açtı?
Vergiden düşerek belki bir iki okul yaptırmıştır.
İyi de bizim buna ihtiyacımız yok ki.
Biz de zaten ne kadar iş adamı varsa vergiden düşülen okulların peşinde.
Vergi vermek yerine okul yaptırarak isimlerini yaşatıyorlar.
*
POSCO’nun bu kente çok borcu var.
Ödemekle bitmez.
10 senedir İzmit Ovası’nda üretim yapıyorlar.
Yılda 3 defa hasat veren, oldukça verimli bu ovayı adeta gasp ettiler.
POSCO ile birlikte peşi sıra fabrikalar açıldı bölgede.
Tarımı öldürdüler.
Karşılığında Güney Kore’de gösterdikleri filmin reklamları bile düşmedi Kocaeli’ye.
Gazeteciler yiyip içtikleri ile kaldılar.
POSCO’da kentin gözünü kulağını bağlamış oldu.
Koskoca bir kent sessizliğe büründü ve tecavüzüne göz yumdu.
*
Ne yalan söyleyeyim POSCO direnişi filan benim de aklımdan çıkmıştı.
Üzerinden kolay değil, 10 yıl geçmiş.
Direnen direndiği ile kalmış.
POSCO’nun yanına 2 milyon paslanmaz çelikten elde ettiği kar kalmış…
Helal olsun…



YORUMLAR