Yazacak çok şey var.
Birkaç yıldır bekleniyordu, sonunda operasyon yapıldı.
Aldığım ilk telefonda gelen ilk soru, “Menzilcilere de operasyon yapılır mı” oldu.
Sanmıyorum.
Sonuçta Ak Parti cemaatlere, tarikatlara karşı bir mücadele başlatmış değil.
Tebaa toplumu mevcut iktidar için vazgeçilmez sayılır.
Temel mücadele işin emniyet boyutuyla ilgili.
Süleymancılar da buraya takılmışlar işte.
Yüklü miktarda para transferleri, Almanya’da 70 milyon Euro bedelle inşa edilen dini merkez filan derken devlet harekete geçmiş.
Şu anda Süleymancılar’ın yönetim kademesi içeride.
Pek çok şirkete el konuldu.
Soruşturma ve takip sürüyor.
Alihan Kuriş’in yarış atı sahibi olmasından, kardeşinden çıkan 200 kilogram altından filan hiç bahsetmeyeyim.
Cemaat içerisinde büyük bir tedirginlik var yalnız onu diyeyim.
“Sıra bize de gelecek mi” diye bekliyorlar.
Ancak geri durmuyorlar.
Körü körüne bir bağlılıkları var.
Sorgulamıyorlar.
*
Bu sorgulamama durumu yeni değil.
Süleymancıların yönetimi alt kadro tek bir sual sormadan itaat ediyor.
Yıllardır seçimlerde oy verecekleri partiyi dahi cemaat liderleri belirliyor.
Herhangi bir siyasi görüşleri yok.
Yağmur nerede yağarsa tarlayı oraya açıyorlar.
Yerel seçimlerde Kocaeli’de Sefa Sirmen’i desteklediklerini bilmeyen var mı merak ediyorum.
Sebebi Sirmen’in eşinin Süleymancılar’ın yurt yapması için bir arsa bağışlamasıydı diye hatırlıyorum.
Bir dönem de İbrahim Karaosmanoğlu’na oy verdiler.
2008’de vatandaşın Perşembe Pazarı çevresindeki arsaları kamulaştırılmıştı.
Vatandaş eşdeğer arsa talep etmişti ancak metrekaresine cüzi bir bedel almak zorunda kalmıştı.
Süleymancılar’ın da bölgede arazisi vardı.
O araziyi bugün eski Real AVM ile Kocaeli Valiliği arasında yer alan ve öğrenci yurdu inşa ettikleri arazi ile takas ettiler.
O dönem Yoksullara Yardım Derneği inşa etmişti o yurdu.
Bugün yönetim kimde bilmiyorum.
Genel olarak Süleymancıların yurdu diye geçiyor sohbetlerde.
*
Söz konusu cemaatin dikkatimi çeken tek yanı Kocaeli’de iki zıt görüşteki büyükşehir belediye başkanından elde ettikleri çıkarlar ile oy ilişkisi kurmaları değil.
Süleymancılar çok kapalı.
Kendi içlerinde bir ekonomik ekosistem mevcut.
Başka bir yerden kolay kolay alışveriş dahi yapmıyorlar.
Kendi cemaatlerinin onay vermediği hiçbir et ürününü tüketmiyorlar.
Kurban kesimini aile içerisinde yahut herhangi bir kesimhanede yapmıyor, Allah için kestikleri bütün kurban etlerini dahi cemaat içerisinden dışarıya çıkarmıyorlar.
Onlar kendilerine cemaat demiyor.
“Kurs” diye bahsediyorlar.
Sorsanız Allah yolunda hizmet ediyorlar.
Kilo kilo altınlar, arsalar, daireler, konutlar, ofis katları…
Hepsi Allah yolunda, hepsi Allah için.
Büyük bir holding yapılanması aslında lacivert takkeliler.
Kendilerini cismen belli etmek için lacivert takke kullanıyorlar.
*
Sonuçta bir FETÖ değiller.
Çok da şey yapmamak lazım.
Kendi içlerinde oldukça kapalı haldeler.
Aslında bir anlamda, “Ne halleri varsa görsünler” dense pek de bir zararları yok.
Ancak iş paraya geliyor.
Türkiye’deki milyonlarca Euro yurtdışına çıkarılıyor.
Lacivert takkeliler holding a.ş. ticari olarak devletin radarına giriyor.
Ve bugünkü operasyonlar başlıyor.
*
Benim küçük bir önerim var cemaatlerle ilgili.
Bu ve benzeri cemaatler zararsız hale getirilsin.
Sınırlandırılsın.
Sonuçta inanç bir özgürlük.
Bir insanın seçildiğine, o insanın dediği her şeyin doğru olduğuna inanacaklarsa bırakalım inansınlar.
Ancak seçme ve seçilme haklarını ellerinden alalım.
Herhangi bir cemaat içerisinde tebaa olanlar seçimlerde aday olamasın, oy kullanamasın.
Böylece kitlesel olarak bir belirleyicilikleri olmasın.
Hem çıkar ilişkilerine daha az girebilirler hem de Allah yolunda kendilerince daha fazla hizmet edebilirler.
Kocaelispor bu sene düşer mi?
Sokakta en çok bu cümleyi duymaya başladım.
Takım ilk maçta da Başakşehir karşısında adeta döküldü.
Yönetimde yer alan kimi isimler 1-2 ay sonra istifa etti, arazi oldu.
Doğru düzgün bir transfer yapamadık.
Eldeki kaliteli oyuncular da gitti.
Geçen sene çok zorlanmıştık lige tutunabilmek için.
Bu sene ise durum çok daha vahim.
2027 Kasım’da erken seçim olmasına kesin gözle bakılıyor.
Kocaeli’de takımı ligden düşen bir kent iktidar partisine desteğini eskisi gibi gösterir mi, sanmıyorum.
Kocaelispor’un bu sene ligdeki mücadelesi Ak Parti açısından da çok önemli.
2027 sonunda genel seçimler var.
Olası bir olumsuzluk direkt sandığa yansır.
2027 sezonunda 1. lige düşersek bunun bir daha geri dönüşü olmayabilir.
Yeniden amatöre kadar çakılacağımız bir süreç başlayabilir.
Ben sezonun ilk maçından uyarayım.
Takım şu anda ligin en eksik takımı.
Yönetim zaten büyük zafiyet…
“E iyi de Tahir hoca mı (Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın) transfer yapsın, takımı o mu kursun” diyebilirsiniz.
Maalesef Kocaelispor böyle bir şey.
Bir defa destek olduysanız artık onun kaderi sizin de kaderiniz olur.
Şampiyonlukta kupa kaldırdıysanız, takım düştüğünde de taşlanırsınız.
Nasıl olur, ne yapılır bilmem.
Ancak hem bu kentte Kocaelispor’a gönül verenlerin hem de iktidar koltuklarında oturanların kötü günler görmemesi için yeşil siyahlı ekibimiz lige tutunmalı, ligde kalmalı…
Binalara etiket versek?
Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın açıkladı.
Kentimizde 150 bin bağımsız birim acilen dönüştürülmeli.
Depreme hazır değiliz.
Hazır olmamız için bu binaların tamamı yıkılıp yeniden inşa edilmeli.
Maliyeti bugün itibariyle 450 milyar TL imiş.
Kocaeli’nin yıllık inşaat kapasitesini de yine Tahir Büyükakın’ından öğrendik; 15 bin.
Bugün parayı bulup işe başlasak 10 yıl sonra tam anlamıyla depreme hazır bir kent inşa etmiş olacağız.
Aslında kentsel dönüşüm çalışmaları başlayalı çok oldu.
Ancak İzmit Adliye bölgesi gibi kimi bölgelerde sorun var.
Vatandaş dönüşüm istemiyor.
Kira gelirinden olmak istemiyor.
Binalar inşa edilene kadar aylık 20-30 bin lira kiradaki mülkünden vazgeçemiyor.
Bu da çalışmaları tıkıyor.
Belediyeye bir önerim var.
Madem buradaki temel sorun para.
Bu açgözlülere anladıkları dilden konuşulsa.
Depreme dayanıksız binaları ifşalansa.
Mesela Kocaeli’deki binalara asansörlerdeki gibi etiket versek ya?
Kırmızı, sarı ve yeşil…
Vatandaşlar da binaları bu etiketlere göre alsa, kiralasa…
Malından vazgeçemeyen, vatandaşın hayatını riske atan açgözlüleri de engellemiş oluruz böylece.
Kırmızı etiketli binası bomboş kalınca koşa koşa çalarlar belediyenin kapasını.
Ve yalvarırlar bu sefer hiç inatlaşmadan, “Bizi dönüştürün. Şartlarınızı kabul ediyoruz. Biz de elimizi taşın altına koyuyoruz…”
Sibel Gönül’ün yaptığını yapan var mı?
Azize Sibel Gönül Kocaeli için bir değerdi.
Temiz siyasetçilerdendi.
Bugünlerde kaldı mı, emin değilim.
Yıllar önce tanışmıştık.
Daha sonra pek çok mesaimiz oldu.
Herkesten iyi dilekler okudunuz bugün.
Pek kimsenin bahsetmediği bir şeyden bahsedeyim ben de size.
TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyon Başkanı olduğunda kırmızı plaka verilmişti.
Meclisten özel bir de makam aracı verildi.
İşte o araçla yaptığı bütün seyahatlerin yakıtını kendi cebinden aldı.
Hepsinin fişi bir kenarda duruyordu.
Bugüne kadar bugün de dahil, Kocaeil’de pek çok milletvekili kırmızı plakalı araç kullandı, kullanıyor.
Hangisinde böyle bir incelik gördünüz, duydunuz?
Kalbi temizdi, siyaseti temizdi…
Benden yana bir hak varsa helal olsun.
Yattığı yer incitmesin.
Toprağı bol olsun.



YORUMLAR