Ana Sayfa Arama Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uğur Enç
Uğur Enç

Kocaeli’nin foncuları masum mu?

Fon mevzusu patladı geçtiğimiz günlerde.

En son Betül Sayan Kaya Ak Parti’deki görevlerinden istifa etti.

Milletvekilliği ise devam ediyor.

2 milyar TL’nin üzerinde bir kar elde etmiş fonlardan.

Fon dediğimiz mevzu şu; bir grup borsadaki hisseleri manipüle ediyor.

Çok düşük ölçekli şirketler şişirilerek büyükmüş gibi gösteriliyor.

Kağıt bir anda değer kazanmaya başlıyor.

Ama ne değer.

50 kat, 100 kat artan kağıtlar var.

*

Şimdi bu sistemde 3 çeşit suçlu var.

Mağdur ise tek.

Önce suçluları anlatalım.

Fon sistemini yaratanlar, bu sistemi inşa edenler en büyük suçlular.

Bir nevi ponzi sistemi kurmuşlar.

Saadet zinciri gibi bir şey.

İkinci derece suçlular bu sistemin ne olduğunu bilen, sistemin kuruluşuna yardım eden, para yatırarak menfaat sağlayan siyasiler ve para babaları.

Son suçlu grup ise gelen tüyolarla bu fonları, hisse senetlerini, kağıtlara alanlar.

Mağdurlar ise her şeyden habersiz, “bu fonlar çok kazandırmış. Paramızı buraya koyarsak enflasyon karşısında erimez” diyen saflar…

*

Benim için fon konusu bu kadar net.

Aslında aynı konu sadece fonlar için değil, benim nezdimde borsadaki bütün kağıtlar için geçerli.

Bir kağıdın yürümesi, değer kazanması için o şirketin yürümesi ve değer kazanması gerekir.

İçeriden bilgi en fazla büyük bir yatırım anlaşması şeklinde gelebilir.

A firması B şehrinde büyük bir tesis inşa edecektir.

Bunu duyarsınız ve o firmanın hissesini alırsınız.

Firma yatırımı yapar, iş hacmi büyür ve kağıt değer kazanır.

Ancak biri sizi arayıp B firmasının kağıdını alın, o kağıdı tutun, o kağıt yürüyecek derse ve siz de o kağıdı alırsanız…

Hiç fona filan gerek yok.

Bu da bence düpedüz suç.

Çünkü bu şekilde yatırımcısız tüyonun tek bir açıklaması var; o kağıtta tahtacı var.

Tahtacı yüksek miktarda parasını bir hisseye sokarak o hisseyi değer kazanıyor gibi gösterebilir.

O hisseden alır, bir süre elinizde tutarsanız paranıza para katarsınız.

Ancak bir yerden sonra tahtacı o hisseden elini çeker.

Kendince belirlediği pik noktasında kağıdı garibanın üzerine yıkar.

Gariban diyorum da, onların da büyük bir bölümü şark kurnazı aslında.

“Bir hisse alayım da, yürüsün gitsin, çıkacağım zamanı duyayım yeter. Sonrasında kimin üzerine yıkarlarsa yıksınlar kağıdı” kafasıyla düşünüyor çoğu.

Tertemiz bir yatırımcıyı bulmak için mumla aramanız gerek.

*

Tahtacılar hisseleri yürütür, büyükmüş gibi gösterebilir.

Ancak bunları genellikle patronlarla birlikte yapar, patronların para kazanmasına aracılık ederler.

Hisseye bakarsınız patron kağıdı pik noktasında satmaya başlar.

Bunun pek çok örneği var.

Bu sebeple borsada spekülasyon olarak adlandırılan kağıtlardan hep uzak durdum.

Tüpraş, Ford, Koç gibi hisselerden aldım.

Yatırım yapan, mali tabloları gerçeği yansıtan firmaları tercih ettim.

Ancak Kocaeli’de büyük bir bölümünü takından tanıdığım bir kesim tartışmalı kağıtlara yönelmeyi tercih etti.

*

Özellikle iktidara yakın kesimde, hadi adını diyeyim belediye bürokratlarında ve Ak Parti yöneticilerinin bir bölümünde şöyle bir kafa vardı; faiz haram ama borsa helal.

Borsadaki emeksiz kazancı helal sayan zihniyet ilk başta normal işlemlere yöneldi.

Daha sonra Ankara’daki abilerden tüyolar gelmeye başladı.

Spek kağıtlara yöneldiler.

Girecekleri, çıkacakları zamanları haber aldılar.

Belediyelerdeki borsacıların isimlerini buralarda tek tek yazmama gerek yok.

Kocaeli’de borsa deyince hangi bürokratlar akla geliyor, kent genelinde kimler tahtacı olarak biliniyor sağır sultan bile duymuş durumda.

*

Bir süre sonra duyduğum bu hisselerin tüyoları da kesmemiş bizimkileri.

Fonlara da yönelmişler.

Bir belediye başkanının fonda 6 milyon lira para kalmış deniyor.

Yukarıda bahsettim suçludan mağdurdan.

Kocaeli’deki borsacılar ne kadar suçlu, ne kadar mağdur bilmiyorum.

O 6 milyon giriş parası mı, yoksa birileri gibi 50 kat kâr edilmiş miktar mı emin değilim.

Şu anda Kocaeli’deki borsacılarda büyük bir tedirginlik var.

Hepsi borsadaki paradan vazgeçmiş, rezil olmamak için kafası kumda bekliyor.

*

Faiz haram, borsa helal düşüncesi benim fıkıhım da yok.

İhtiyaçtan fazla mal haramdır diye bilirim içimde, o kadar.

O yüzden pek de acımıyorum bizim borsacılara.

Adlarını yazacak kadar da acımışız değilim ama…

Gün olur, duyarsınız elbet.

Günahlarının cezasız kalacağını düşünmüyorum.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ