3 günlük Rize seyahati beni çok yormuş.
Temiz hava çarpmış.
Bugün kendime gelemedim, gözümü dahi açamadım.
Rize’yle ilgili yazmam gereken pek çok yazı var.
Hepsi birikti.
İlk olarak Kocaeli’deki Ak Partililerin Recep Tayyip Erdoğan’ı sevip sevmediklerini sorgulamıştım.
Bugün başka bir konuya değineceğim, Kentsel Dönüşüm.
Rize’nin merkezinde TOKİ neredeyse imkansız bir kentsel dönüşüme imza atmış.
Kent merkezindeki çok büyük bir ada yıkılmış.
Yüksek katlı, eski, yüzlerce hak sahibi olan bölgeye TOKİ girmiş.
Ama ne girmek.
Biz alışığız beton yığınlarına.
Ne idüğü belirsiz binalara.
TOKİ’nin Rize kentsel dönüşümünü görünce şaşırdım.
Estetik derseniz fazlasıyla var.
Altyapı derseniz, dolgu alanına dahi yeraltı otoparkı yapmayı başarmışlar.
Yepyeni bir çarşı yaratmışlar.
18 blok inşa etmişler.
Hepsinde ikinci bir çarşı merkezi var adeta.
Terastan yeni bir çarşı merkezini 2. kata da inşa etmişler.
Binaları estetik olarak tarihi Rize konaklarına benzetmişler.
Bu kentsel dönüşüm çalışmasını görünce hepimiz şok olduk.
Peşi sıra Rizeliler Dernek Başkanı Osman Çakır ve dernek yöneticisi Nuri Sancak’ı soru yağmuruna tuttuk.
Hepi topu 1.5 – 2 senede inşa çalışmaları tamamlanmış.
Büyük bir uyum içinde çalışmalar sürmüş ve hiç aksamamış.
Rize kentsel dönüşümünü düşünürken Kocaeli’yle ilgili neye yanacağımı şaşırdım.
Milli İrade Meydanı’nın altına otopark yapılmaması geldi ilkin aklıma.
Altından su geçiyor denmişti.
Rize’nin kent meydanının altında koskoca Karadeniz var.
Fore kazık çakılsa Milli İrade Meydanı’nın altına da geniş bir otopark inşa edilemez miydi?
Kaldı ki şimdi altından su geçen o topraklardan metro geçecek.
*
Bir de Cedit Kentsel Dönüşümü var.
Binalar büyük ölçüde gün yüzüne çıktı.
Ben şu anda dış cephelerindeki boyaların astar olmasını, binaların dışında estetik bir çalışma yapılacağını umut etmek istiyorum.
Eğer o iğrenç dış cepheler bir astar boya çalışması değilse vay halimize.
Cedit Kentsel Dönüşümünü de TOKİ yapıyor.
O binaları tasarlayanlar kör mü oldular acaba merak ediyorum.
Yoksa çok mu fazla Mevlana düşüncesiyle içli dışlı oldular.
Malum Mevlana, “Güzellik baktığın şeyde değil, bakışında olmalı. Güzel olan, yüz gözünün gördüğü değil, gönül gözüyle gördüğündür” demiş.
O binaların o denli güzellikten yoksun olmasının tek sebebi bu olabilir.
TOKİ’nin Kocaeli’ye çifte standart uygulayan, diğer projelerin yanında Kocaeli’nin merkezinde, en göze görünür yerindeki binaları inşa eden çok bilmişlerinin bu çirkinliği başka bir şekilde açıklama imkanı yok.
*
Kocaeli’nin içindeyken bazı şeyler bize güzel geliyor.
Ne zaman şehir dışına adım atsak eksikler yüzümüze bir tokat gibi çarpıyor.
Kocaeli’yi birileri hor görüyor.
Kocaeli’ye karşı birileri çifte standart uyguluyor.
Biz de en azından inşaatlar devam ediyor diye seviniyor, derme çatma binalara eyvallah ediyoruz.
2 acı konu daha var Rize seyahatinde farkındalığımın arttığı.
Biri kent turizmiyle alakalı, bir diğeri ise kullanılmayan, atıl kalan, hiçbir kent yöneticisinin sahip çıkmadığı Cengiz Topel’le alakalı.
Bunlardan da bahsettikten sonra Rize’ye neden gitmemiz gerektiğini anlatacağım ve Rizelilerin önemli çalışmalarından bahsedeceğim.
Aslında Rize seyahatinden edindiğim derslerle köşe yazısı değil küçük bir el kitapçığı yazmalıyım.
Kocaeli neden Rize’yi örnek almalı diye anlatmalıyım.
Ancak cehennem için yaratılmışlara, gözleri olup da görmeyenlere, kulakları olup da işitmeyenlere, şaşkınlara, gafillere bir şeyleri ne kadar anlatsak boş.



YORUMLAR