Herkes MESEM diye konuşuyor ancak asıl yolsuzluk UTP sisteminde yapılmıştı.
Günlerce, haftalarca tartışıldı.
Masum insanlar suçlandı.
Suçlular aklandı.
Dedikodu mekanizması istemli olarak işletildi.
Kimileri kendine siyasi rakip gördüğü isimleri düşman ilan etti.
Kimileri kafasını kuma gömdü, “beni kimse fark etmesin” dedi.
*
Aylar süren sessizlik 19 Eylül Cuma günü bozuldu.
Dava süreci başladı.
Ama ne dava…
*
Öncelikle olayı hatırlatayım.
UTP ile MESEM arasında çok büyük fark var.
Asıl para UTP’de dönmüş.
Yolsuzluk UTP’de olmuş.
Milli Eğitim UTP nedeniyle inceleme başlatmış.
Kamuoyunda MESEM yolsuzluğu olarak biliniyor.
Milli Eğitim’de hayata geçirilen AB işsizlik fonu projesinin usulsüz harcanmasıyla yapılan büyük bir yolsuzluk var ortada.
Türkiye genelinde uygulandığı bütün illerde sorun var.
Türkiye genelinde büyük bir soruşturma var.
Geçtiğimiz yıl mart ayında Bağımsız Kocaeli söz konusu soruşturmaların İzmit ayağını ortaya çıkarmıştı.
İzmit Atatürk Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi müdürü Rümeysa Şen açığa alındı.
Aradan geçen aylarda yeni gelişmeler yaşandı.
Geçtiğimiz hafta konu yeniden kent gündemine oturdu.
*
Kocaeli’deki yolsuzluğun odağında Rümeysa Şen vardı.
Herkes çok farklı konuları tartışırken, Rümeysa Şen’le röportaj yaptık ve olayın ardındaki büyük çeteyi ortaya çıkardık.
Hiç kimsenin bilmediği isimleri kamuoyuna duyurduk.
Sefa Özmen’inden Erkut’una bu büyük çetede kimden bahsettiysek şu anda cezaevinde tutuklu.
*
Hatırlayın yüzlerce milyon liralık bir kazançtan söz ediliyordu.
Biz de öyle biliyorduk.
Öncelikle rakamları tekrar düzelteyim.
Türkiye’de UTP yolsuzluğu 18 ay boyunca devam etmiş ve ocak 2024’te bakanlık durumu fark ederek projeyi sonlandırmış.
UTP’de ortaokul mezunu, yaşının hiçbir önemi olmayan bir kimse firmalar üzerinden ustalık belgesi almak için sisteme kayıt ediliyor.
Sınav zorunluluğu yok.
Hiçbir denetim yok.
Ve kişi başı asgari ücretin yarısı kadar ödeme söz konusu firmalara yapılıyor.
Program toplam 6 ay sürüyor.
Her şirket 6 ay boyunca UTP’ye kaydettirdiği çalışanlar için asgari ücretin yarısı kadar ödeme alıyor Mal Müdürlüğü’nden.
Yolsuzluk burada başlıyor.
Aracı danışmanlık şirketleri devreye sokuluyor.
Okul müdürleri bu danışmanlık şirketleri vasıtasıyla firmalara gidiyor ve hiç çalışmayan, sınava girmeyecek, belge almayacak olan binlerce ismi sisteme kayıt ediyor.
Firmalar, danışmanlık şirketlerine her ay mal müdürlüklerinden hesaplarına yatan paranın yüzde 25’ini gönderiyor.
Kocaeli’de sadece Rümeysa Şen’in okulundan 22 bin ile 30 bin arasında kimse bu UTP sistemine kaydedilmiş.
Ortalama 25 bin kişi diyelim.
2023 temmuzda asgari ücret net 11 bin 402 TL idi.
5 bin 700 TL öğrenci başına her ay ödeme yapıldı yani.
Aylık yapılan ödeme 142 milyon 500 bin TL civarında.
6 ay boyunca bu ödemeler yapıldı.
Toplam rakam 855 milyon TL.
Bu rakam sadece İzmit Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’ndeki rakam.
Kocaeli genelinde 1 milyar TL’den fazla bir rakam var ortada.
Bu rakamın her ay yüzde 25’i danışmanlık firmalarına aktarılmış.
213 milyon 750 bin TL yani.
Şimdi burada yolsuzluğun 2 ayağı var.
Birincisi 855 milyon TL devletin parası büyük bölümü var olmayan, hayali isimler üzerinden yapılan UTP başvuruları karşılığında şirketlere ödenmiş.
Bu devletin zararı.
Bir diğer kısımda ise büyük bir çete var.
Danışmanlık adı altında her ay yatan UTP teşviklerinden yüzde 25 alıyor ve bunu kendi aralarında pay ediyorlar.
Bu hayali kayıtları da bu çete yapıyor UTP sistemine.
*
İzmit Atatürk Mesleki ve Teknik Lisesi’ndeki müdür yardımcılarının MEBBİS şifreleri bu danışmanlık firmalarına veriliyor.
Bu firma yetkilileri MEBBİS şifreleri ile diledikleri gibi sisteme giriş yapıp kursiyer kaydedebiliyorlar.
*
Geçtiğimiz hafta dava süreci başladı.
5 gün boyunca sanıkların yargılanmasına devam edilecek.
İlk gün önemli sanıklar vardı.
Rümeysa Şen ve Sefa Özmen konuştu.
Onlara kalırsa tamamen suçsuzlar.
Herkes bu konu odağından saptırılarak tartışılırken sürekli ismi gündeme gelen Sedat Köse’ye kilitlendi.
Sedat Köse de yüzlerce destek alan diğer sanık gibi çıktı kürsüye.
Hakim sadece alınan destek parasının geri ödenip ödenmediğini sordu.
İndi kürsüden.
Hepsi bu.
Sedat Köse kendi şirketlerine değil, Kocaeli Kent Konseyi’ne AB projelerin destek için kurulan derneğe ödeme almış, bu para dernek faaliyetlerinde kullanılmış, olaylar ortaya çıkınca bütün para Köse tarafından geri ödenmişti.
Sedat Köse bir dönem çetenin üyesi, hatta lideri gibi lanse edildi.
Peki ne oldu?
Mahkeme salonunda bir kez daha anlaşıldı ki Köse’nin konuyla tek alakası alınan devlet desteği.
Sorulan tek soru ise geri ödeyip ödemediği…
*
Mahkeme salonunda Sedat Köse vardı, peki kim yoktu?
Ünlü eğitimci A.K.
Kendisinin Rümeysa Şen’le borç alışverişi olduğu biliniyor.
Rümeysa Şen’in kendisine özel danışmanlık yaptığı biliniyor.
A.K. sanıklar arasında gözükmüyor…
Peki Kocaeli’nin en büyük sivil toplum kuruluşunun başkanı N.B. ve meclis başkanı H.G.?
Onlar da Sefa Özmen ve Erkut’un kurdukları danışmanlık firmasıyla iş yapmadılar mı?
Söz konusu sivil toplum kuruluşunda yolsuzluğun ana odağı danışmanlık firmasına oda vermediler mi?
Protokol yaparak binlerce kursiyer taahhüt etmediler mi?
Bunun karşılığında milyonlarca lira bağış almadılar mı?
Onlar neden dosyada yok?
*
Bu yargılamada dikkatimi çeken 3 konu var.
Birinci konu dosyanın imkansızlığı.
4 bin sayfa iddianame var.
Ekleriyle birlikte 20 bin sayfayı buluyor.
Bunu nasıl okuyup, karar verecekler anlam veremiyorum.
Net bir suç şeması da oluşturulmuş değil.
Davanın eksik yönleri çok fazla.
Yukarıda anlattığım isimler sanki özel olarak korunuyor ve dava dışında tutuluyor.
Sadece o isimlerde değil.
Sefa ve Erkut’un şirketleri Milli Eğitim’de yeni emekli olan H.A.’nin ofisinde kiracı.
H.A.’nın da bu işin içinde olduğu Milli Eğitim koridorlarında aylardır dillendiriliyor.
H.A. ile ilgili hiçbir işlem yapılmıyor.
*
İkinci konu adeta bir suç isnadı idi.
Duruşma sırasında yaşandı.
Çok fark edilmedi.
Bir iş adamı çıktı, “Beni Kocaeli Ticaret Odası yönlendirdi” dedi.
Bu cümleyi bir kenara not etmekle, altını çizmekte, duvarlara çerçeveletip asmakta fayda var.
Çünkü bana sorarsanız daha dava ilk aşamasında.
Cuma günü çete üyelerinin tutukluluklarının devamına karar verildi.
Bu gösteriyor ki devam eden bir soruşturma var.
İkinci perdeyi yakında izleyebiliriz.
Hiç ummadığımız isimleri adliye koridorlarında seyredebiliriz.
Yahut konu sessiz sedasız kapatılır.
Unutulur, gider.
Bu da olabilir.
*
Dikkatimi çeken son konu yine dava dosyasından.
4 bin sayfalık iddianameyi indirip de çıkarabilmiş değilim henüz.
UYAP kilitleniyor.
Sanık avukatları dahi dosyaya ulaşamıyor.
Yargılama da biraz bu bilinerek yarım gözle yapılıyor.
Hakim soruyor, ödedin mi, ödedim.
Tamam geç.
Peki ya ödemeyenler?
Milli Eğitim’in mahkemeye gönderdiği bir liste var.
Kim ne kadar destek almış, ne kadarını geri ödemiş, ne kadarını ödememiş tek tek yazıyor.
Süleymancılar, İsmailağacılar pek çok cemaat bu listede yer alıyor.
Hepsinin vakıfları, dernekleri bu sistem üzerinden milyonlar götürmüş.
Yolsuzluğun en büyük kısmı burada dönmüş.
Danışmanlık firması gitmiş cemaate, “böyle bedava para var” demiş.
Ne kadar cemaat mensubu varsa sisteme kaydettirilmiş.
Milyonlarca lira toplam zarar var.
Ancak tek bir kuruşunu geri ödememişler.
Bütün cemaatler ödeme yapmamış gözüküyor.
Aklım almıyor.
İş adamları sıraya girip bütün ödemelerini yaparken bu cemaatler neye güveniyor?
Cemaatleri kim koruyor?
Cemaatlere dokunulmayacak mı?
İşte bu cemaatler konusu benim açımdan dosyayı biraz daha açmaza sokuyor.
Cemaatler milyonlarını kaybetmesin diye bir kılıf uydurabilirler.
Cemaatler milyonlarını kaybetmesin diye olayın üstünü kapatabilirler.
*
Film izler gibi izliyoruz biz süreci.
Suçlular saklanıyor.
Suçsuzlar karalanıyor.
Neyse ki devletin parasına çöken çete içeride.
Şunların suç ortakları, yönlendiricileri de içeri girerse kafi.
Konuyu bilen, anlayan herkesin tek derdi bu…
Uğur Enç



YORUMLAR