Ana Sayfa Arama Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uğur Enç
Uğur Enç

Milli Eğitim üçkağıtçılık yapar mı?

Evet yapar.

Hem de nasıl yapar…

Önceki gün İzmit Atatürk Ortaokulu’nda okuyan Devrim Ekim için bir izin imzaladık.

İmzaladığımız izinde Milli İrade Meydanı’nda çocukların kitap okuyacağı, bir veli ve okul aile birliği temsilcisinin yanlarında olacağı yazılıydı.

Dün akşam etkinlik yerinin değiştirildiğini, yağmur nedeniyle Şehit Polis Recep Topaloğlu Kapalı Spor Salonu’na alındığını öğrendik.

Bugün öğle saatlerinde telefonum çaldı.

Çocukların kitap okuma etkinliğinin Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin “Filistin’i okuyoruz” Guinness rekor denemesi olduğu ortaya çıktı.

Peşi sıra veli arkadaşlarımız telefon etmeye başladı.

Tepkililerdi.

Biz de tepki gösterdik.

Tepkimiz Filistin karşıtlığı filan değil yanlış anlaşılmasın.

Velilerin ortak tepkisi Milli Eğitim’in konuyla ilgili hiçbir bilgilendirme yapmamış olmasıydı.

Ben çocuğumu hep birlikte kitap okuyacaklar diye gönderiyorum.

İzin kağıdında veya sözlü olarak Kocaeli Büyükşehir Belediyesi etkinliği olduğu yazmıyor.

Filistin’i okuyoruz etkinliğinden bahsedilmiyor.

Okul idaresi ve Milli Eğitim bizi resmen kandırmış.

Çocuklarımızı adeta bizden kaçırmış belediyenin rekor denemesi etkinliğine götürmüş.

*

Bu konuyu kamuoyu önünde tartışmayacaktım.

Yazmayacaktım.

Tepkimi yarın sabah okul idaresine gösterecektim.

Ancak öğle saatlerinde çok vahim bir haber aldım.

Kocaeli Gündem Gazetesi sahibi değerli dostum, ağabeyim Hakan Süer ve gazetenin genel yayın yönetmeni değerli dostum, ağabeyim Abbas Çakar’a alçakça bir saldırı girişimi oldu.

Kocaeli Gündem söz konusu Filistin’i okuyoruz etkinliğini haberleştirdikten sonra öfkeli bir veli gazeteyi arıyor.

Söz konusu etkinlikten haberi olmadığını, çocuğunu sadece kitap okumaya gönderdiğini söylüyor.

Daha sonra küfürler savuruyor ve bütün sorumlusu Milli Eğitim Müdürlüğü olan ortadaki sorun için gazeteci meslektaşlarımızı sorumlu tutuyor.

Yetmiyor gazeteyi basmaya gidiyor.

Yetmiyor yanında 3 arkadaşını daha götürüyor.

Yetmiyor bellerine sopalar saklayarak pusu kuruyorlar.

Süer ve Çakar pusuyu fark etmese sopalarla saldıracaklar.

Neyse ki durum polise bildiriliyor ve saldırganlar yakalanıyor.

*

Milli Eğitim’in çocuklarımızı adeta kaçırırcasına götürdüğü etkinlik nedeniyle büyük bir facianın eşiğinden dönülüyor.

Saldırgan velinin cahilliği ve alçaklığı bir yana bu işin tek bir sorumlusu var Kocaeli Milli Eğitim Müdürlüğü.

Milli Eğitim’in bu kentte çocukları kaçırılmış velilere bir özür borcu var.

En büyük özür ise gazeteci dostlarımız Hakan Süer ve Abbas Çakar’a olmalı.

Milli Eğitim’in hüllesi nedeniyle büyük bir pusuyla karşı karşıya kaldılar.

Sopalarla gazeteleri basılmak istendi.

Büyük bir korku yaşandı.

*

İki çift lafım var.

Biri bu işin ana sorumluları Milli Eğitim yöneticilerine.

Kağıt üzerinde hülle yaparak Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ne şirin gözükmek için çocuklarımızı kullanmak yalakalıktan başka şey değildir.

Velilere bilgi vermeden çocukların belediye organizasyonuna götürülmesi kabul edilemez.

Konu bütün insanlığı ilgilendiren Filistin soykırımı dahi olsa Milli Eğitim’in bu yaptığı yanına kalmamalı, sorumlular hesap vermelidir.

Bir diğer sözüm ise her gördükleri olumsuzluktan gazetecileri sorumlu tutan aşağılıklara.

Bu kentin şerefli gazetecilerine her ne şartla olursa olsun kalkan hiçbir el havada kalmaz, kalmayacaktır da.

Süer ve Çakar sorumlu birer vatandaş gibi polisi olaydan haberdar etmiş olabilir.

Ancak sanılmasın ki bu benzer durumların hepsi polislere bildirilip sorumlu davranışlar sergilenir.

Bu kentin gazetecileri her konuda ayrışabilir.

Ancak söz konusu meslektaşlarımıza ve mesleğimize yapılan saldırılar olduğunda hepimiz bir arada durmayı biliriz.

Bir arada olmadığımızda da kendimizi her şekilde savunabiliriz.

Herkes aklını denk alsın.

Bir adım atacağı zaman işin sonunu da hesap etsin.

Elimiz sadece kalem tutmuyor.

Bu kentin sokaklarında büyüdük.

Bu kentin sokaklarında mücadele ettik.

Gerekirse bize yönelen her saldırıya misliyle cevap veririz.

O zaman elinizdeki sopalar elinizde kalmaz.

Nasıl çıkaracağız bunları şimdi diye kara kara düşünür durursunuz.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ