Brand New World (Yeni Dünya Düzeni)

18.11.2020 15:55:42
A+
A-

Soğuk savaş döneminin sona ermesiyle, ABD’nin Bush’un 11 eylül 1990 yılında ilan ettiği ,Amerika’nın egemen fakat başka aktörlerin de etkin olduğu karmaşık bir düzen diyebiliriz. 1990 yılı Körfez savaşının başladığı ve 11 eylül saldırısıyla doruğa ulaştığı, işgal ve kaosun başladığı, dünyanın terörize edildiği, Amerikan emperyalizmin doğası gereği sömürü ve yıkımın artarak devam ettiği,günümüze kadar süregelen bir düzen de diyebiliriz.

“Yeni dünya düzeni” aynı zamanda daralan ve direniş gösteren piyasaların yeni kapitalist piyasa düzeni ile yıkılmasını ve yönetilmesini de sağlayan bir düzendir.

Küresel pazar ekonomisi ile gelir dağılımında uçurumlar, dengesizlik ve devalüasyonlar ile ekonomik çöküntüler artarak kapitalist batıcı tekelciliğin mevcut durumunu korumak adına yapılan bir bypassta diyebiliriz.90’ların başın da ilan edilen “yeni dünya düzenin” bu zamana kadar süre gelmesin de popülist söylemlerin etkin olduğunu, medya ve yargı kuşatması, şovenist liderlerin ortaya çıkması, duygulara, kutsallara yapılan göndermeler ve ötekileştirici politikalarla “yeni dünya” söylemi bir dönem daha devam etmiş, uzak geleceğe dair romantik sloganlar ile küresel sistem, pembe tablolarla günü kurtarmış, süreci covid 19 pandemi sürecine kadar taşımışıtır.

Sonra pandeminin yarattığı korku ve yıkımla birlikte, ötelenen gerçeklerin zeytin yağı gibi ortaya çıktığı bir süreç başladı. Hayaller,sloganlar ve mottoların yıkılması, ekonomik ve sağlık konuların da yaşanılan yıkımlar dünya halklarının kumdan kafalarını çıkarmasına, düşünmesine neden olmuştur.

Küresel sermayenin kapitalist/batıcı düzenin devamı için yeni bir paradigma ortaya koyma ihtiyacı duymuştur.Covid1984 dönemi ile popülizmin  halk sağlığı karşısında yetersiz kalması, yeni bir güvenlik politikası argümanı ortaya çıkmasına neden olmuştur.

Büyük kapatma gerçekleşmiş ve tecrit,kural/cezalandırma yöntemleriyle dünya baskı altına alınmaya çalışılmaktadır. Küresel liberalizm sürdürebilirliğini sağlamak adına “kapitalist dijital” devrime geçişini hızlandırma yöntemini seçerek popülizmi kurban etmiştir. Kısaca, ambalaj değiştirmiştir. Bu sefer, liderler üzerinden değil, “ortak akıl” üzerinden ipleri bırakmamaya çalışacaktır. Yeni dünya kurallar ve tecritlerle, kazanılan hak ve hürriyetlerin kısıtlanması, göçmenlerle,etnik unsurların ayrıştırıcı söylemlerle kaşınması, komodor sermaye ile ulus devletlerin yağmalanması, en önemlisi de ulus devletlerin yıkılmasını sağlayarak, vassal devletçiklerle kaynakların korunması, terörist unsurların desteklenerek, bölgesel savaşlarla emek ve hak sömürülerinin devam etmesi vb. tezgahlarla yepyeni düzeni inşa edicekler.

Liberal ve Atlantikçi bakış acısı, küresel düzenin düşünsel teşvikini “değişim”,”demokrasi” “özgürlükler” mottolarıyla yıkmaya çalışarak ,sahip olduğumuz, miili mücadele ile kazanarak, yurt edindiğimiz topraklarımızı  elimizden almaya çalışacak, bölmeye, sömürmeye çalışacaktır.

Bunun karşısına millet olmanın bütünlüğünü, tarihsel misyonumuzu ve birlik beraberliğimizi koyarak, Atatürk ilke inkılaplarından, devrimlerinden ödün vermemeli, yerli, milli ve evrensel olmalı bu yolda ilkeli, sosyal ve kurumsal devlet kazanımlarından ödün vermemeliyiz. Önemli olan küreselcilerin ne yapacağı değil, millet olarak bizim ne yapacağımızdır.

Saygılarımla..

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.